Ruhun Mertebeleri ve Ruhu’l Kudüs

Yazılar / Tasavvuf


Felsefe dalında her birinin taraftarı ve savunucuları bulunan çeşitli nazariyelerden şimdilik vazgeçerek şu kadarını söyleyelim ki ruhun, cevheri ve
öz varlığı ne olursa olsun, nev’inin hakikatı, hatta bir tek nevi içinde çeşitli mertebeleri bulunduğu şüphe götürmez bir gerçektir: İnsanların diğer canlılardan farkı, ruhlarının kendi nev’ine mahsus özelliğinden dolayı olduğu gibi, beşerin çeşitli sınıf ve fertleri arasındaki fark da en azından ruh mertebelerinin çokluğunu göstermektedir. Genellikle Peygamberler ise derece farklarıyla birlikte, Âdem kıssasından anlaşıldığı üzere, ilk fıtrata nazaran, beşer nev’i içinde Allah’ın halifeliğine mazhar olmuş yüksek bir ruh derecesine sahip kimselerdir.

Bu yüzdendir ki, âdeta kendi nevilerinin üstünde sayılabilecek bir ayrıcalıkları vardır. Bu yüksek ruh asaletine sahip bulunmalarının yanında ilâhî te’yide de mazhar olmaları onları, hem bilgi ve idrak yönünden, hem de tasarruf gücü demek olan iradeyi harekete geçirme yönünden ve bazan ikisiyle birden ruh mertebelerinin en yücelerine eriştiren tecellilere mazhar kılar. Bu tecellilerden her biri, beşerin alışılmış ruhî davranışlarından çok farklı ve üstün özellikler taşır. İşte bu özellikler o peygamberlerin, çeşitli kademelerde mucizelerini meydana getirirler. Bundan dolayıdır ki, peygamberlere mahsus bilgiler, beşer aklının tekrara ve tecrübeye dayalı olarak elde ettiği alışılmış bilgi ve idraklerin üstünde bir ilim, tasarruflarında da yine normal insanların sahib olabildikleri tasarrufun üstünde bir kudret ve irade zuhur edegelmiştir.

Bunun için ruhların bizzat Allah’a izafetle sonuçlanan alışılmış ve alışılmamış bütün güçlerini, çeşit ve mertebelerini bir bütün olarak dikkate almayanlar veya alamayanlar, ruhun en yüksek mertebesini aklın en aşağı mertebesi açısından ele alarak, harika denilen garip ve nadir olayları, daima alışılmışa şartlanmış aklın en aşağı ölçüsüyle çözmeye çalışanlar, peygamberlerin mucizeleri karşısında hep inkâr ve te’vil yoluna sapmışlardır. Diğer bir kısım insanlar da mucizeler nazariyesine sarılarak, genellikle aklın ve ilmin konusuna giren kesin gerçekleri inkâr etmeye ve görmezlikten gelmeye çalışmışlardır. Bunların birincisi ifrat, ikincisi ise tefrittir. Yaratılışın bütün sır ve inceliklerini, ne tekdüze tekrarlara dayanan prensiplere bağlı olarak deneysel ilmin ve fennin belli sınırları içine hapsetmeğe hakkımız var, ne de aklın ve ilmin kural ve ilkelerini bir kenara iterek, herşeyi yalnızca harikalarla açıklamağa hakkımız vardır.

İlmî araştırmalarla ortaya konan yeni yeni buluşlar, ilmin ve fennin sonu olmayan bir genişliğe sahip bulunduğunu gösteriyor. Bu husus inkâr kabul etmez bir gerçektir. Ayrıca normal aklın, ilim ve fennin hiçbir zaman inkâr edilemiyecek değişmez ve kesin hakikatleri içerdiği de bilinmelidir. Şunu da belirtelim ki, sebeplilik (nedensellik) ve çelişmezlik kanunları işte bu çeşit hakikatlerdendir. Bilgi denilen şey, daha ziyade tekdüze tekrarlara bağlı olarak, deneme yanılma sonucunda teşekkül eder. Ancak kâinatta değişim ve gelişim denilen bir ilke daha vardır. Halbuki her değişim, ilk meydana çıkışında, normal dediğimiz tekdüze tekrara dayanan oluşlara karşı bir hamle ve bir isyan sayılır. Bu yüzden de bir harikuladelik ifade eder. Bunun için, ilmî sonuçlara dayanan imanın yanında mucizeye dayanan imanın, irade olayı açısından çok önemli bir yeri vardır.

Çok zamanlar görülmüştür ki, ilim adamlarının kendi konuları dışındaki iş ve çabalarda iradeleri oldukça zayıftır, hatta büsbütün yok denilecek kadar azdır. Kendi tecrübemize dayalı olarak elde ettiğimiz bilgiler, bizde irade olayının teşekkülüne ve güçlenmesine katkıda bulunmuyorlar. Buna karşılık hiçbir ilmî ölçüden haberi olmayan bazı cahiller, ilim adamlarının göze alamayacağı işleri yapabilecek güçlü iradeler gösteriyorlar. Bu husus nazarî olarak herkesçe kabul edilse bile tatbikatta iradenin, hiçbir bilgiye ihtiyaç göstermeyen imandan kaynaklandığı ve oradan kuvvet aldığı gözleniyor. Bu da normal ilmin sonuçlarına inanmaktan değil, mucizeye inanmaktan doğuyor. İslâm dini, bu hakikati tesbit ve ahlâkı yüceltmek için, ilmin ve aklın kurallarına önem vermekle beraber, imanı gerektiren mucizelere de yer vermiştir.

Bu sebeple hakikî din adamlarının bilgileri, kendi iradelerini zayıflatmaz. Onlar ilmin ve aklın alanına giren konularda normali kabul ederler, olağanüstü hallerde mucizeye de inanırlar. Normal insanların sevindikleri konularda onların korktuğu ve endişeye kapıldığı, halkın üzülüp ağladıkları noktalarda ise onların ümide ve iyimserliğe kapıldıkları yönler bulunur. Hasılı insan ruhunda ümitsizlik ve korkuyu kısmen de olsa yok etmek için mucizelerin pek büyük etkisi vardır. Sırf aklî ve mantıkî düşünenlerin karamsarlıktan başka birşey göremedikleri kapkaranlık zamanlarda mucizeye iman, böyle ayrılık günlerinde parlayan sevgi güneşi gibi, azim ve iradeye musallat olmuş karamsarlığın paslarını silip süpürmeye yeter de artar bile. Fakat şurası unutulmamalıdır ki, mucize ve harikalara iman, bir genel ilke gibi ele alınamaz. Zaten isminden de anlaşılacağı gibi, bunun yalnızca özel ve olağanüstü hallere mahsus bir ilke olduğu kesindir.

Normal haller için aslolan aklın ve ilmin kurallarıdır. Ne dine, ne ilme önem vermeden, her an harika peşinde koşanlar ve daima yeni görüş ve fikirlerle yaşamak isteyenler, hiçbir zaman ilkellikten kurtulamazlar ve insanlar arasında bağlantı sağlayan sosyal kurallar ve ahlâkî kaideler bırakmayacak kadar cahil, sapık, başıbozuk ve baştan çıkarıcı bir hayat tarzına mahkum olurlar. Bundan dolayıdır ki, Kur’ân mucizesiyle ortaya konmuş bulunan cihanşumûl hükümler ve doğrular, kevnî mucize denilen öteki harikulâde (olağanüstü) olayların üstünde bir anlam ve değer taşırlar. İşte peygamberlerin ruhları, mertebelerine göre bu iki cihetle özel olarak ilâhî desteklere mazhar kılınmışlardır.

Bu ilâhî desteğin dış görüntülerinden birisi de onların ahlâklarıdır. Onların ruh mertebeleri, ahlâk bakımından ismet (günahsızlık) derecesine sahiptir. Bundan dolayıdır ki, İslâm inancı açısından peygamberlerin hepsi, çirkin ve alçaltıcı huy ve hareketlerden uzak ve yüce şahsiyetlerdir. Gerçi onlar için de beşeriyet gereği bazan zelle (ayak sürçmesi) ve hata mümkündür. Fakat onda ısrar ve istikrar (devamlılık) söz konusu değildir. Bu gibi şeyler Allah’ın yardımıyla hemen düzeltilir. Biz, eldeki Tevrat ve İncil nüshalarında geçmiş peygamberlere isnat edilen birtakım günah ve kabahatların, tahrifler sonucu olduğundan şüphe etmeyiz.

Cenab-ı Hak, peygamberlerin ruhlarına çeşitli mertebelerde gönderdiği bu ilahî destekleri, özellikle Hz. İsa hakkında “Biz onu Rûhu’l-Kudüs ile de destekledik”. (Bakara, 2/87) âyetiyle dile getirmiştir. Meryem oğlu İsa, ruhî bakımdan bilhassa Rûhu’l-Kudüs ile teyid olunmuştur. Bu gösterir ki, Rûhu’l-Kudüs, Hz. İsa’nın şahsiyetinin bir parçası değil, sadece onun destekleyicisidir. Şu halde hıristiyanların, Rûhu’l-Kudüs’ü İsa’nın şahsiyetine dahil edip, öz şahsiyetinin bir bölümü gibi tasavvur etmeleri bir batıl inanç örneğidir ve geçersizdir.

Acaba Rûhu’l-Kudüs’ten murad nedir? “Rûhu’l-Kudüs” kelime itibariyle fevkalade temizlik, taharet ve nezahet yahut bereket ruhu, yahut mukaddes ruh demek ise de bunun gerçek anlamı hakkında tefsirciler birkaç rivayet nakletmişlerdir.

1- Mücahid ve Rebî’in beyanına göre; “el-Kudüs” el-Kuddûs gibi ilâhî isimlerdendir. Şu halde Rûhu’l-kudüs, yani Allah’ın ruhu demek olabilir. Nitekim bu te’yid dolayısıyla Hz. İsa’ya “rûhullah” dahi denilir.
2- İbnü Abbas’dan bir rivayete göre, burada “Rûhu’l-Kudüs” Allah’ın ism-i azamı (en büyük ismi)dır ki, Hz. İsa bununla ölüleri diriltirdi.
3- İncil’dir, nitekim “İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik.” (Şûrâ, 42/52) âyet-i kerimesinde Kur’ân vahyine dahi “ruh” denilmiştir.
4- Katâde, Süddî, Dahhâk ve Rebî’in beyanına ve İbnü Abbas’dan diğer bir rivayete göre, Rûhu’l-Kudüs Cebrail’dir. Ve buna asahh-i akval, yani rivayetlerin en sıhhatlisi demişlerdir. Çünkü Peygamber Efendimiz, Hassân İbni Sabit (r.a.) bir kerre “Kureyş’i hicvet, Rûhu’l-Kudüs seninledir.” buyurduğu gibi, bir başka zamanda da “Ve Cebrail seninledir.” diye buyurmuşlardır. Demek ki, Rûhu’l-kudüs Cebrail aleyhisselâmın “Rûhu’l-Emîn” gibi diğer bir ismidir. Nitekim Hassân (r.a.) dahi beytinde “Allah’ın elçisi olan Cibrîl de bizdedir. O Rûhu’l-Kudüs’ün ise eşi, benzeri yoktur.” diyerek Rûhu’l-Küdüs’ün Cebrail olduğunu göstermiştir. Cebrail’e “rûhullah” dahi denilmesi, diğer bir ilahî isim olan Rûhu’l-Kudüs’ün aynı mânâya geldiğini doğrular.

Kur’ân diline ait bu kelimelerin göz önünde bulundurulması ile Rûhu’l-Kudüs’ün Cebrail demek olduğu anlaşılır. Lakin bu takdirde şu soru akla gelebilir: Cebrail Hz. İsa’dan başka peygamberlere de indiği halde burada “onu Rûhu’l-Kudüs ile destekledik.” ilâhî ifadesinde söz konusu zamire Hz. Musa bile dahil edilmiyerek doğrudan doğruya zamirin Hz. İsa’ya tahsis edilmesinin mânâsı nedir? Bu ifadeden Rûhu’l-Kudüs’ün Cebrail’den başka bir özel ruh olduğu anlaşılmaz mı?

Tefsircilerin açıklamasına göre, cevap hayır. Bu tahsisin anlamı şudur: Cebrail’in Hz. İsa’ya başka türlü bir ihtisası vardır ki, diğer peygamberlerde bunun örneği yoktur. Çünkü Hz. Meryem’e onun doğumunu müjdeleyen Cebrail’dir. Hz. İsa onun nefhi (üflemesi) ile doğmuş, onun terbiye ve desteğiyle büyümüş, her nereye gittiyse beraberinde gitmiştir. Nitekim Meryem Sûresi’nde “Ona ruhumuzu gönderdik, o ruh ona beşer şeklinde temessül edip göründü.” (Meryem, 19/17) buyurulmuştur. Âyette geçen “rûhanâ”, rûhullah, Rûhu’l-Kudüs, Cebrail’dir.
Bundan başka bilindiği gibi, İsrailoğulları’nın, Hz. İsa ve annesi Meryem hakkında iffet ve ismete, onların kudsiyetlerine aykırı sözler söylemiş olmaları ve âyette esas muhatap olan da yahudiler olduğundan, Hz. İsa hakkındaki bu âyet, tahsis için değil, fakat bilhassa yahudilerin isnat ve iftiralarına karşı Hz. İsa’yı tenzih için bu teyid özellikle söz konusu edilmiştir. İşte bundan dolayıdır ki, taharet ve temizlik anlamına gelen “Rûhu’l-

Kudüs” ismi tercih buyurulmuştur. Şunu da burada hatırlatmak lazım gelir ki, Hz. İsa “Rûhu’l-Kudüs” ile teyid edilmiştir, fakat Rûhu’l-Kudüs ile teyid edilen yalnızca Hz. İsa değildir. “De ki, Rûhu’l-Kudüs, onu Rabbinden hak olarak indirmiştir.” (Nahl, 16/102) buyurulduğu şekilde Peygamber Efendimiz’e Kur’ân-ı Kerîm’i indiren de Rûhu’l-Kudüs’tür. Oysa Kur’ân’ı ona indirenin Cebrail olduğu bilinen bir gerçektir. Demek ki, Rûhu’l-Kudüs Cebrail’dir. Güç ve kuvvet açısından Cibril veya Cebrail, ismet ve nezahet açısından da Rûhu’l-Kudüs’tür.
Elmalılı M.Hamdi Yazır – Hak Dini Kur’an Dili,Azim,cild:1,




    İSLAMİ METAFİZİK ENERJİ MERKEZİ

PARAPSİKOLOJİ IMETAPSİŞİK IBİOENERJİ IASTRAL SEYAHAT

METAFİZİK ÇALIŞMALAR I METAFİZİK EĞİTİMLER


Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

insanları tekrarlanan düşünce ve davranışlar döngüsüne hapsederek kısıtlayan bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, kontrol edemedikleri yinelenen ve stres yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler (obsesyonlar) nedeniyle huzursuz olurlar. (OKB) kaynaklanan huzursuzluklar dahil olmak üzere bütün olumsuz etkiler ortadan kaldırılarak gerekli çalışmaları yapmaktayım.

Eşler Arası Huzursuzlukları Olanlar :

Evli ya da sevgili olan insanlar kendilerinden veya çevrelerinden kaynaklanan, sebebi bilinmeyen huzursuzluklar yaşayarak hoş olmayan durumlarla karşılaşırlar. Dedikodu, hizipçilik ve çekememezlikten kaynaklanan huzursuzluklar dahil olmak üzere bütün olumsuz etkiler ortadan kaldırılarak kaynaşma için gerekli çalışmaları yapmaktayım.

Ayrılan Eşleri, Sevgilileri Birleştirme :

Genelde üçüncü şahsın araya girmesiyle veya ailelerin baskıcı tavırlarıyla ya da tutarsız karakter yapısına sahip insanlar ayrılırlar, bunların dışında ise büyü hadisesi olanlar istemeden ayrılırlar. Hatta o kadar gariptir ki uzaktan özlerler bir araya gelince düşman olurlar. Bütün sorunların kalkması için gerekli bilgileri aldıktan sonra en kısa zamanda huzurlu ve mutlu olmanız için çalışmalar yapıyorum.

Kısmeti Bağlı Olanlar :

"Kısmetim kapalı evlenemiyorum", "sevdiğim benden soğudu", "nişanlım ayrıldı", diyerek sorunlarından bahseden insanların; sorunlarının kaynağı tespit edilerek engelleri kaldırılarak kısmetinizin açılması için çalışmalar yapılmakta ve vefk hazırlanmaktadır.

Çocuk Sahibi olmak İçin :

Tıbben mümkün olmayıp çocuğu olmayanların manevi tedavisi için çalışmalar ve vefkler yapmaktayım.

İş hayatında Başarı İçin :

İş yaşamı neredeyse aile kadar önemli. Çalıştığı iş hayatında başarılı olmak bir çok mutluluğu da beraberinde getirmektedir. İmkanlar ölçüsünde iş başarısının artması ve çevredeki insanların ilgisini kazanmak için şans ve rızık vefk'ini hazırlıyorum.

Nazar Tesir Etmemesi İçin :

Nazar bir elektriktir, bir frekanstır, bir kötü enerjidir. Nazar yani kötü nefis, insanın biyolojik dengesini bozmakta ve insanlarda bitkinliğe, halsizliğe, hastalığa, hatta zayıf bünyeli insanlarda ölüme bile neden olmaktadır. Nazar bazen büyüden daha kötü tesir etmektedir. Bunların etkisinin kalkması ve korunmak için Allahın izniyle çalışmalar ve vefkler yapılmaktadır.

Büyüye Maruz kalanlar :

Büyü, Kuran-ı Kerim de birçok ayet-i kerimde açıklanmıştır. Kötülük duygusunu meslek edinen insanlar, mutlu bir beraberliği bozmak ya da bir insanı kendine gönülsüz olduğu halde bağlamak amacıyla büyü yaptırarak, insanları istem dışı hareketler yapmalarına neden olabilirler.

Cin Musallat Olanlar :

Yapılan büyüler ya da boşluğa düşüp üzüntü anında veya aşırı bir korkma esnasında (cinler) musallat olurlar. Beyne kalbe ve tüm vücuda hükmederler. Ayrıca iş ve huzur kapılarının kapanmasına da sebep olurlar 

Kötü Alışkanlıklardan Kurtulmak İçin :

Nefsine hâkim olmayan kimi insanlar, bazı alışkanlıkların peşinde kendilerini ve ailelerini heba ederler.

Bioenerji kullanım alanları Panik atak ve anksiyete bozukluğu kaygı bozukluğu. Kısmi felç. Vertigo. Sebepsiz olarak görülen depresyon. Sebepsiz korkular. Bazı takıntı çeşitleri. Yaşam kalitesindeki düşüşlere karşı hangi alanda olursa olsun aşk, para ve sosyal hayat pozitif enerji desteği. Bazı kanser türlerinde destekleyici olarak. Bağışıklık sistemine destek olarak. Karı koca arasındaki sebepsiz görünen soğukluk ve negatif enerjilere karşı destek olarak. Nazar temizliği negatif enerji temizliğinde yaşam kalitesine katkı sağlayıcı olarak. Hayata pozitif bir bakış açısı elde etmek için bir nevi vitamin desteği sağlayıcı olarak”.

Bu tür insanların alışkanlıklarını bırakmaları için özel çalışmalar yapıyorum.


Üzerinde büyü, sihir etkileri olan kişilerde, anında kişinin üzerinden kendisinde hissedebileceği şekilde kaldırılır ve gerektiği anda karşı tarafa görüntülü şekilde yansıtılır... 

Aile içi problemleri (sevgi, muhabbet, kaynaşma vb...)


•Eşler arasındaki huzursuzluklar ve geçimsizlik konuları,

•Büyü,muska,göz,nazar ve cin musallatına maruz kalan kişilerin tedavisi,

•Korku ve ruhsal bunalım,

•İsteği ve iradesi dışında davranışlarda bulunanlar,

•Manevi yönden kısmi felç ve sonradan kekeme olanlar,

•Tıbben mümkün olmayıp çocuk sahibi olmayanlar,

•Kısmeti bağlı olanların tedavisi,

•Bağlı olanlar ve iktidarsızlık problemi olanlar,

•Ruhsal ve manevi yönden bunalımı olan kişiler,

•İş konusunda başarı elde etmek isteyenler,

•Topluma uyum sağlayamayan kişilerin tedavisi,

•Altını ıslatan gece korkan yada uyuyamayan kişilerin tedavisi,

•Eşinden, sevgilisinden, nişanlısından ayrılan yada sorunlu beraberlik yaşayan kişilerin tedavisi,

•Şansı, Rızkı, Kısmeti bağlı ve işlerinde aksilik olan kişilerin tedavisi,

•Bir takım konuları kendinde saplantı haline getiren kişilerin tedavisi,

•Sebepsiz yere sıkıntı, bunalım ve rahatsızlık duyan kişilerin tedavisi,

•Halisinasyon bilinç altı rahatsızlıklar gören kişilerin tedavisi.


İslami Metafizik Hizmetlerimiz:

SİZE YARDIMCI OLABİLECEGİMİZ HUSULAR

 Ayrılan Sevgilileri Birleştirmek 

Eşler Arası – Huzursuzluğu Gidermek 

 Cin Musallatının Tespiti ve Tedavisi 

 Manevi Arınma 

 Büyü Tespiti ve Büyü Çözme 

 Ruhsal Zihinsel Bedensel Arınma 

 Negatif Blokajların Kaldırılması Çalışması

 Bolluk ve Bereketin Artırılması Çalışması

✔ 21 Günlük Bolluk Bereket Enerjisi Gönderimi

 Esmaül Hüsna Terapisi ve Havasları 

 Bilinçaltı Temizlik Çalışması 

Özgüveninizi Artırma Terapi Çalışması 

Kısmetin Evlilik Rızkın Acılması 

✔ Evlilik Analizi  Çalışması 

Hayırlı Eş Seçiminizde Yardımcı Olmak 

Eşler Arası – Huzursuzluğu Gidermek 

Metafizik Hasdalıkların Tedavileri  

Metafizik Aura ve Çakra Acilmas ve Aktivasyonu ve Eğitimi 

Enerjinizin ve Yıldızınızın Yükseltilmesi Çalışması 

Evde ve İşyerinde Bereket Çalışması 

  Bebeğinize En Uygun İsmi Bulalim (3 öneri )

✔ Size özel rüya yorumu ( Burcunuza ,doğum saatinize göre )    

✔ REİKİ EĞİTİMİ ve SEVİYELERİ

  • REİKİ I > Sho-den (Başlangıç Bilgisi)
  • REİKİ II > Oku-den (Derin Bilgi)
  • REİKİ III > Shinpi-den (Sırların Bilgisi/Öğretisi)

✔ Nefes Terapisi Eğitimi

✔ PARAPSİKOLOJI, BİOENERJİ ve MEDYUM Kabiliyeti Kursu;

  • Azerbaycanın dışında yaşayan öğrencilere kurslarda İnternet arasıyla uzaktan eğitim sağlanıyor
  • Kursların mezunlarına Uluslararası AZERBAYCAN METAFiZiK ENERJi MERKEZi ( AMEM ) DİPLOMASI  verilir

    ( Türkçe, Azerice, İngilizce, Rusça, Almanca ve b. dillerde ).



NOT : Enerji ve Aura çalışmalarıyla uzaktan yapılan çalışmalarımız büyü değil, 

İslami Pozitif Metafizik-Enerji Çalışmalarıdır.

Ayrılan Eşleri, Sevgilileri Birleştirme İçin : 7,21,41 günlük olmak üzere 3 ayrı Çalışmamız vardır.

Çalışmalarımız sonrasında   hatalarını bilerek sizin yanınıza ilk tanıştığınız anlardaki güzel

duygularla, pişmanlıkla gelecektir. Sizin sevginizi size kullanmayacaktır.


🔘  Metafizik Eğitimlerimiz 🔘 

#Hadim_Daveti 

#Hüddam_ Daveti 

#Kulak_Hüddamı 

#Havas_Eğitimi  

#Ledun_İlmi  

#Aura_Aktivasyonu

#Çakra_ Aktivasyonu

#Bereket­­_Çalışması 

#Bioenerji_Eğitimi 

#EFT_Eğitimi 

#Durugörü_Eğitimi 

#Okültizm 

#Parapsikoloji 

#Paranormal 

#Psişik

#Rukye_Tedavi

#Manevi_İlim

#Şifa_çalışması

#Nefes_Terapi

#isim _analizi

#ruya_yorumu 


ᴀʏʀɪɴᴛɪʟɪ ʙɪʟɢɪ ᴀʟᴍᴀᴋ ɪᴄɪɴ 


İslami Bioenerji ve Metafizik Uzmanı Sayin Deniz Eren ile irtibata geçebilirsiniz

Whatsapp: +90 539 881 84 34

MANEVİ SORUNLARINIZ İÇİN
2 598 defa Okundu
Büyük İlişki Uyumlaması
3 004 defa Okundu
Mekân Temizleme Reikisi
1 938 defa Okundu