HUZUR İSLÂM'DA

Yazılar / İslam
İslâm; selâm demek, insanlığın selâmeti demek, barış, saâdet ve huzur demek… İslâm; korkutucu değil, bilâkis gönle huzur verici, aynı zamanda zarâfet, incelik ve nezâket tevzî edici bir din yani insanlığın huzuru İslam’da…
Mevlânâ Hazretleri’nin şu ifâdesi, ne kadar mânidardır:
“Senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür!..”
Bu ifâde; bugün iç dünyaları kirli, gönül âlemleri bozuk, zihin dünyaları hercümerç olmuş Batı dünyasının, insanlık tarihinin bir benzerini göremediği “fazîletler medeniyeti”nin, yegâne âmili olan “İslâm”a bakışlarındaki çarpıklığın da sebeb-i hikmetini ortaya koyuyor.
Hâlbuki İslâm; selâm demek, insanlığın selâmeti demek, barış, saâdet ve huzur demek… İslâm; korkutucu değil, bilâkis gönle huzur verici, aynı zamanda zarâfet, incelik ve nezâket tevzî edici bir din.
İSLAM HER ÇEŞİT ZULÜM VE TERÖRE KARŞI MÜCADELE EDER
İslâm, her çeşit zulüm ve terörle mücadele dîni. Zira İslâm’ın neş’et ettiği o mübarek topraklar, İslâm’dan evvel güçlünün güçsüzü ezdiği, kölelerin insan muâmelesi görmediği, kadınların bir eşya gibi alınıp satıldığı bir cahiliye devri idi. Zulüm, her yönüyle zirveye çıkmıştı. İnsanın değer görmediği bir yerde, hayvanatın ve nebâtâtın da değer görmeyeceği âşikardır.
İşte Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in 23 senelik nebevî hayatı, bütün bu zulüm ve terörleri ortadan kaldırmakla geçmiştir. İnsanlık, gerçek değerini İslâm’la bulmuştur. Hayvanatın hakkı, İslâm ile korunmuştur. Nebâtâta yapılan zulüm, İslâm’ın gönülleri inkişâf ettirmesiyle son bulmuştur.
İSLAMOFOBİ ALGISI OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILIYOR
Fakat bugün özellikle, İslâmʼın dünya çapında rağbet bulmasına mânî olmak isteyenler tarafından, maalesef “İslâmofobi” adı altında, İslâmʼa ve müslümanlara karşı çirkin bir nefret ve düşmanlık dalgası oluşturuldu. İslâm’a terör yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. İslâm’ı; korkulacak, fobi duyulacak bir şey olarak lanse ediyorlar.
Hâlbuki;
Amerika, 2. Dünya Savaşı’nda Japonya’ya atom bombası attı. Kadın, çocuk, yaşlı, savaşla hiç alâkası olmayan, hiçbir şeye iştirâk etmemiş insanlar, hattâ hayvanlar ve ağaçlar katledildi, toz hâline getirildi. Bunu yapan hristiyanlardı. Yüz binleri katleden Hitler de bir hristiyandı. Bugün Orta Doğu’nun yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömürmek için dünyanın dört bir tarafından gelip orayı âdeta bir yangın yerine çevirenler de müslüman değildir. Fakat kimse çıkıp da buna hristiyan terörü demiyor.
Yine Stalin komünistti. Yüz binlerce insanı hunharca katletti. Hattâ kellelerden kuleler yaptı. Fakat buna da komünist terörü denmedi.
İsrail yıllardır Filistinli kardeşlerimize zulmediyor, onları katlediyor. Buna da aslâ yahudi terörü denmiyor.
Arakan’da Myanmar devletinin göz yumduğu teröristler, Mehmed Âkif’in; “sırtlanları geçmişti beşer, yırtıcılıkta” ifadesinden daha vahşice, sayısız müslümanı namuslarına el uzatarak katletti. Lâkin buna da hiç kimse çıkıp budist terörü denedi.
FOBİ TABİRİNİN SADECE İSLAM İÇİN KULLANILMASININ SEBEBİ NEDİR?
Peki, bu “terör” ve “fobi” tâbirlerinin diğer dinler için değil de sadece hak din olan “İslâm” için kullanılmasının sebebi ne?
Çünkü bâtıl, haktan rahatsız oluyor. Gaflet uykusunda uyuyanlar, kendilerini îkaz edenlerden rahatsız oluyor. Nefsânî arzuların peşinde ve ten plânında yaşayanlar, âhiret gerçeğinden korkuyor.
Ayrıca günümüzde bütün bâtıl ve muharref dinlerin insanlığa verebileceği bir şey de kalmadı zaten. Avrupa’da kiliseler satılıyor, câmi oluyor. Bâtıl dînin temsilcileri, bu gidişâta bir son verebilmek için, İslâm’ı çirkin göstermeye çalışıyorlar. Kendi dindaşlarının İslâm’a rağbetine mânî olmak için, yegâne hak dîn olan İslâm’ı gözden düşürmeye gayret ediyorlar.
Evet, bugün İslâm; vaz ettiği gerçek şefkat, merhamet ve diğergâmlık dolayısıyla, menfaatperest insanları, pragmatist toplumları, emperyalist güçleri rahatsız ediyor. Emrettiği adâlet ve hakkāniyet sebebiyle, zâlimleri ve sahtekârları rahatsız ediyor.
HER İKİ CİHANDADA SAADETİN ANAHTARI
Nitekim Batı dünyasında 20-30 sene evvel bunun plânları yapıldı. Batı medeniyeti karşısında varlık gösterebilecek yegâne medeniyetin İslâm olduğunu îtiraf ettiler. Bundan dolayı da Medeniyetler Çatışması tezlerini ortaya attılar.
Müslümanlar maddî, siyasî, askerî, teknik ve teknolojik açıdan hâlen Batı’dan çok geri olduğu hâlde, onlar İslâm’dan korkuyorlar.
Çünkü İslâm, insanı, asıl hayatın âhiret olduğu gerçeği içinde yaşatıyor. Dünya ile âhireti mezcediyor. Her iki cihanda da saâdetin ölçülerini veriyor.
Lâkin onlar, böyle bir uhrevî mes’ûliyet içinde değil; keyfî, rastgele ve nefsânî arzularına uygun bir dünya hayatı talep ediyorlar. İnsana sorumluluklar yükleyen, hayata ölçüler ve hudutlar getiren; sorumsuzluk ve vurdumduymazlığı engelleyen İslâm’a bu yüzden cephe alıyorlar.
Ayrıca onlar da biliyorlar ki; menfaatperestlik, insan vicdanını rahatsız ediyor. Çünkü insanlık; şefkat ve merhamet arıyor. Bencil insanı değil, diğergâm insanı seviyor.
Zulüm, kalpleri derinden yaralıyor. Hâlbuki insanlık; adâleti emreden ve yaşatan bir dîne yöneliyor.
Gayesiz, hayvânî, çılgınca bir hayat; rûhu rencide ediyor, gönülleri öldürüyor. Lâkin insan, varlığının gayesini arıyor.
Bu arayışa yegâne cevabı da; İslâm’ı hakkıyla yaşayan, zarif ve rakik kalpli müslümanlar verebilecektir.
Bu bakımdan geniş kitlelerin İslâm’a akın akın girmesine mânî olmak için İslâm’ı karalamanın, zihinlerde mahkûm etmenin derdindeler.
HARPTE BİLE MERHAMET VE ŞEFKAT GÖSTERİLMİŞTİR
Hâlbuki İslâm, insanlık tarihinin bir daha görmediği, eşsiz bir fazîletler medeniyetinin temellerini atmıştır. O, harbe dahî muazzam bir hukuk getirmiştir. Orduyu savaşa gönderirken, ashâbını şu sözlerle îkāz buyurmuştur:
“(Ey ümmetim! Savaş hâlinde iken bile) çocukları, mâbedlere çekilip ibadetle meşgul olan kişileri, kadınları, yaşlıları, savaş hâricinde olan kimseleri öldürmeyin. (Ayrıca) kiliseleri yakıp yıkmayın, ağaçları kökünden kesmeyin.”[1]
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, harpte bile merhamet ve şefkat tevzî etmiştir.
Meselâ Bedir Harbi’nde müşrikler, harpten bir gün evvel gelip Allah Rasûlü’nün kuyusundan su almak istediler. Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Peygamber Efendimiz onlara müsaade etti.
Bedir’den dönüşte Medîne’ye 150 kilometre mesafe vardır. Savaşta 70 tane esir alınmıştı. Ganimet mallarından dolayı binek yetersizdi. Ashâb-ı kirâm; zaman zaman develerinden indi, esirleri bindirdi, kendileri yürüdü. “Onlar da bizim insanlıktaki eşimizdir.” dediler. Efendimiz ashâbına tâlimat verdi; “esirlere yediğinizden yedirecek, içtiğinizden içireceksiniz…” buyurdu. Bu fazîlet ve merhamet karşısında esirlerin kāhir ekseriyeti müslüman oldu.
Neydi onlara bu fedâkârlığı yaptıran?
  • Hâlık’ın nazarıyla mahlûkâta bakış…
  • O esirlerin de kendileri gibi hidâyetle şereflenmesi ümidi…
  • Onlara İslâm karakter ve şahsiyetini sergilemek…
Sadece bu misal dahî gösteriyor ki, insanoğluna gerçek insanlığı öğreten, İslâm’dır. Dolayısıyla gerçek insanlık, ancak İslâm’dadır. Hümanizm dedikleri ise, içi boş bir mavaldan ibarettir.
Bugün bizlere düşen; âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Efendimiz’in yüce ahlâkını gücümüz nisbetinde fiilen temsil ve tebliğ edebilmektir. Bunu lâyıkıyla yapabildiğimiz takdirde, İslâm’ı ne kadar karalamak isteseler de Allah onların tuzaklarını boşa çıkaracaktır.
Bir gün Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-:
“–Konuşmadan, halkın davetçileri olun!” buyurmuştu. Kendisine:
“–Yâ Halîfe! Konuşmadan davetçi olmak nasıl olur?” dediler. Buyurdu ki:
“–Hâliniz ve ahlâkınızla…”
Zira insanlar şahsiyet ve karaktere hayrandır; şahsiyet ve karakterin peşinden giderler. Dolayısıyla gerçek bir müslümanın fârik vasfı da, İslâm şahsiyet ve karakteri sergilemesidir.
Nitekim tarihteki hidâyet fetihlerine baktığımız zaman, bunun ehemmiyetini çok bâriz bir şekilde görmekteyiz. Mesela I. Murad Hân’ın Kosova’yı, Fâtih Sultan Mehmed Hân’ın da Bosna’yı fethinden sonra bu mıntıkalara gönül ehli, temiz Anadolu halkı yerleştirilmiş, Arnavutlar ve Boşnaklar, onların yaşayışlarındaki güzelliklere meftun olarak hidâyetle şereflenmişlerdir.
Şu hakikat unutulmamalıdır ki, İslâm gerçek mânâda yaşanıldığı zaman, ecdâdımıza dünya hâkimiyeti ihsan oldu. Harita, bugünkü sınırlarımızın otuz misline çıktı. Fakat ne zaman ki gönüller, İslâm şahsiyet ve karakterinden uzaklaştı, kalpler rûhânî plandan ten planına kaydı, işte o zaman bu nimetler elimizden alındı.
İSLAM HUZURUN GERÇEK ADIDIR
İslâm; huzurun gerçek adıdır. İslâm, bütün mahlûkâta şefkatle muâmele dînidir.
Burada birkaç misal zikretmek yerinde olacaktır:
Bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
“–Nefsim kudret elinde bulunan Allâh’a yemin ederim ki, birbirinize merhamet etmediğiniz müddetçe Cennetʼe giremezsiniz.” buyurmuşlardı. Ashâb-ı kirâm:
“–Yâ Rasûlâllah! Hepimiz merhametliyiz.” deyince, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–(Benim kastettiğim) merhamet, sizin anladığınız şekilde yalnızca birbirinize olan merhamet değildir. Bilâkis bütün mahlûkâta şâmil olan merhamettir, (evet) bütün mahlûkâta şâmil merhamet!..” buyurdular. (Hâkim, IV, 185/7310)
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir gün koyunu kulağından çekerek kesmeye götüren bir kimseye rastlamıştı. Hemen müdâhale ederek;
“–Hayvanın kulağını bırak da boynunun kenarından tut!” buyurdu. (İbn-i Mâce, Zebâih, 3)
Yine Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, yolda bir grup insana rastlamıştı. Binek hayvanlarının üzerinde oldukları hâlde durmuş (muhabbet ediyorlardı.) Onlara şöyle buyurdu:
“–Hayvanlarınıza, onları yormadan güzelce binin ve güzel bir şekilde istirahat ettirin. Onları yollardaki ve sokaklardaki konuşmalarınız için kürsü edinmeyin. Nice binilen hayvan vardır ki, sırtına binenden daha hayırlıdır ve Allah Tebâreke ve Teâlâ’yı ondan daha çok zikretmektedir.” (Ahmed, III, 439)
Sevâde bin Rebî -radıyallâhu anh- buyurur:
Peygamber Efendimiz’in huzûr-i âlîlerine çıkıp kendisinden bir şeyler istedim. Bana birkaç tane deve verilmesini söyledi. Sonra da bana şu tavsiyede bulundu:
«–Evine döndüğün zaman hâne halkına söyle, hayvanlara iyi baksınlar, yemlerini güzelce versinler! Yine onlara, tırnaklarını kesmelerini emret ki hayvanları sağarken memelerini incitip yaralamasınlar!»[2] (Ahmed, III, 484; Heysemî, V, 168, 259, VIII, 196)
Bir ara Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ateşe verilmiş bir karınca yuvası gördü. Bu hâli kabullenemedi; karıncaların yanık yuvası, onun rakik kalbini dehşete sevk etti. Büyük bir teessürle:
“Kim yaktı bunu? Ateşle azap vermek, sadece ateşin Rabbine mahsustur.” buyurdu.[3]
Yine Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, hayvanlarına yedirmek için elindeki sopayla bir ağacın dallarına vurarak yapraklarını dökmeye çalışan bir bedevîyi görmüştü. Yanındakilere:
“–O bedevîyi bana getirin, fakat ona yumuşak davranın, onu korkutmayın!” buyurdu.
Bedevî yanına geldiğinde nâzik bir üslûpla:
“–Ey bedevî! Yumuşak bir şekilde ve tatlılıkla sallayarak yaprakları dök, vurup kırarak değil! (Yani ağacın köküne zarar verme!)” buyurdu. (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gâbe, Beyrut 1417, VI, 378)
Yaş bir dalın bile gereksiz yere kırılmasına gönlü râzı olmayan Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ümmetini her fırsatta ve her şeye karşı nezâket, zarâfet, letâfet ve merhamete davet ediyordu.
Velhâsıl, değil insana, mahlûkâta bile böylesine merhameti emreden bir dînin adı, aslâ “terör” ve “fobi” kelimeleriyle yanyana getirilemez. Fazîlet dîni İslâm, lâyıkıyla tanındığı takdirde, ondan korkmak ve ürkmek bir yana, ona ancak muhabbet ve hayranlık duyulur. Onun bu fazîletlerini görmeyip karalamaya yeltenmek ise, ancak bir art niyetin göstergesidir.
Rabbimiz, cümlemizi Rasûlullah Efendimiz’in güzel ahlâkı ile kemâl bulup İslâm’ı şahsiyet ve karakteriyle en güzel bir sûrette temsil edebilen kullarından eylesin…
Âmîn!..
Dipnotlar:
[1] Ahmed, I, 300; Taberânî, Kebîr, XI, 224/11562; Buhârî, Cihâd, 148; Müslim, Cihâd, 24, 25; Taberânî, Evsat, I, 48/135; İbn-i Mâce, Cihâd, 30; Vâkıdî, III, 912; Abdürrezzak, Musannef, V, 220.
[2] “Adrenalin hormonu, sütün memeden sağılmasını kolaylaştıran oksitosin hormonu üzerinde olumsuz etki yapar. Buna göre; sağılacak hayvanın korkutulması, ürkütülmesi, tedirgin edilmesi veya uzun tırnaklarla sağım yapılarak acı verilmesi, adrenalin hormonu salgısını artırdığı için sağım miktarını azaltır.” (Yüzakı Dergisi, Kasım 2018, syf. 77) Uzmanların verdiği bu bilgiler, Rasûlullah Efendimiz’in yakın bir zamanda keşfedilen bir mûcizesidir.
[3] Bkz. Ebû Dâvud, Cihâd 112/2675, Edeb 163-164/5268.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Şebnem Dergisi, Yıl: 2018 Ay: Aralık Sayı: 166




    İSLAMİ METAFİZİK ENERJİ MERKEZİ

PARAPSİKOLOJİ IMETAPSİŞİK IBİOENERJİ IASTRAL SEYAHAT

METAFİZİK ÇALIŞMALAR I METAFİZİK EĞİTİMLER


Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

insanları tekrarlanan düşünce ve davranışlar döngüsüne hapsederek kısıtlayan bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, kontrol edemedikleri yinelenen ve stres yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler (obsesyonlar) nedeniyle huzursuz olurlar. (OKB) kaynaklanan huzursuzluklar dahil olmak üzere bütün olumsuz etkiler ortadan kaldırılarak gerekli çalışmaları yapmaktayım.

Eşler Arası Huzursuzlukları Olanlar :

Evli ya da sevgili olan insanlar kendilerinden veya çevrelerinden kaynaklanan, sebebi bilinmeyen huzursuzluklar yaşayarak hoş olmayan durumlarla karşılaşırlar. Dedikodu, hizipçilik ve çekememezlikten kaynaklanan huzursuzluklar dahil olmak üzere bütün olumsuz etkiler ortadan kaldırılarak kaynaşma için gerekli çalışmaları yapmaktayım.

Ayrılan Eşleri, Sevgilileri Birleştirme :

Genelde üçüncü şahsın araya girmesiyle veya ailelerin baskıcı tavırlarıyla ya da tutarsız karakter yapısına sahip insanlar ayrılırlar, bunların dışında ise büyü hadisesi olanlar istemeden ayrılırlar. Hatta o kadar gariptir ki uzaktan özlerler bir araya gelince düşman olurlar. Bütün sorunların kalkması için gerekli bilgileri aldıktan sonra en kısa zamanda huzurlu ve mutlu olmanız için çalışmalar yapıyorum.

Kısmeti Bağlı Olanlar :

"Kısmetim kapalı evlenemiyorum", "sevdiğim benden soğudu", "nişanlım ayrıldı", diyerek sorunlarından bahseden insanların; sorunlarının kaynağı tespit edilerek engelleri kaldırılarak kısmetinizin açılması için çalışmalar yapılmakta ve vefk hazırlanmaktadır.

Çocuk Sahibi olmak İçin :

Tıbben mümkün olmayıp çocuğu olmayanların manevi tedavisi için çalışmalar ve vefkler yapmaktayım.

İş hayatında Başarı İçin :

İş yaşamı neredeyse aile kadar önemli. Çalıştığı iş hayatında başarılı olmak bir çok mutluluğu da beraberinde getirmektedir. İmkanlar ölçüsünde iş başarısının artması ve çevredeki insanların ilgisini kazanmak için şans ve rızık vefk'ini hazırlıyorum.

Nazar Tesir Etmemesi İçin :

Nazar bir elektriktir, bir frekanstır, bir kötü enerjidir. Nazar yani kötü nefis, insanın biyolojik dengesini bozmakta ve insanlarda bitkinliğe, halsizliğe, hastalığa, hatta zayıf bünyeli insanlarda ölüme bile neden olmaktadır. Nazar bazen büyüden daha kötü tesir etmektedir. Bunların etkisinin kalkması ve korunmak için Allahın izniyle çalışmalar ve vefkler yapılmaktadır.

Büyüye Maruz kalanlar :

Büyü, Kuran-ı Kerim de birçok ayet-i kerimde açıklanmıştır. Kötülük duygusunu meslek edinen insanlar, mutlu bir beraberliği bozmak ya da bir insanı kendine gönülsüz olduğu halde bağlamak amacıyla büyü yaptırarak, insanları istem dışı hareketler yapmalarına neden olabilirler.

Cin Musallat Olanlar :

Yapılan büyüler ya da boşluğa düşüp üzüntü anında veya aşırı bir korkma esnasında (cinler) musallat olurlar. Beyne kalbe ve tüm vücuda hükmederler. Ayrıca iş ve huzur kapılarının kapanmasına da sebep olurlar 

Kötü Alışkanlıklardan Kurtulmak İçin :

Nefsine hâkim olmayan kimi insanlar, bazı alışkanlıkların peşinde kendilerini ve ailelerini heba ederler.

Bioenerji kullanım alanları Panik atak ve anksiyete bozukluğu kaygı bozukluğu. Kısmi felç. Vertigo. Sebepsiz olarak görülen depresyon. Sebepsiz korkular. Bazı takıntı çeşitleri. Yaşam kalitesindeki düşüşlere karşı hangi alanda olursa olsun aşk, para ve sosyal hayat pozitif enerji desteği. Bazı kanser türlerinde destekleyici olarak. Bağışıklık sistemine destek olarak. Karı koca arasındaki sebepsiz görünen soğukluk ve negatif enerjilere karşı destek olarak. Nazar temizliği negatif enerji temizliğinde yaşam kalitesine katkı sağlayıcı olarak. Hayata pozitif bir bakış açısı elde etmek için bir nevi vitamin desteği sağlayıcı olarak”.

Bu tür insanların alışkanlıklarını bırakmaları için özel çalışmalar yapıyorum.


Üzerinde büyü, sihir etkileri olan kişilerde, anında kişinin üzerinden kendisinde hissedebileceği şekilde kaldırılır ve gerektiği anda karşı tarafa görüntülü şekilde yansıtılır... 

Aile içi problemleri (sevgi, muhabbet, kaynaşma vb...)


•Eşler arasındaki huzursuzluklar ve geçimsizlik konuları,

•Büyü,muska,göz,nazar ve cin musallatına maruz kalan kişilerin tedavisi,

•Korku ve ruhsal bunalım,

•İsteği ve iradesi dışında davranışlarda bulunanlar,

•Manevi yönden kısmi felç ve sonradan kekeme olanlar,

•Tıbben mümkün olmayıp çocuk sahibi olmayanlar,

•Kısmeti bağlı olanların tedavisi,

•Bağlı olanlar ve iktidarsızlık problemi olanlar,

•Ruhsal ve manevi yönden bunalımı olan kişiler,

•İş konusunda başarı elde etmek isteyenler,

•Topluma uyum sağlayamayan kişilerin tedavisi,

•Altını ıslatan gece korkan yada uyuyamayan kişilerin tedavisi,

•Eşinden, sevgilisinden, nişanlısından ayrılan yada sorunlu beraberlik yaşayan kişilerin tedavisi,

•Şansı, Rızkı, Kısmeti bağlı ve işlerinde aksilik olan kişilerin tedavisi,

•Bir takım konuları kendinde saplantı haline getiren kişilerin tedavisi,

•Sebepsiz yere sıkıntı, bunalım ve rahatsızlık duyan kişilerin tedavisi,

•Halisinasyon bilinç altı rahatsızlıklar gören kişilerin tedavisi.


İslami Metafizik Hizmetlerimiz:

SİZE YARDIMCI OLABİLECEGİMİZ HUSULAR

 Ayrılan Sevgilileri Birleştirmek 

Eşler Arası – Huzursuzluğu Gidermek 

 Cin Musallatının Tespiti ve Tedavisi 

 Manevi Arınma 

 Büyü Tespiti ve Büyü Çözme 

 Ruhsal Zihinsel Bedensel Arınma 

 Negatif Blokajların Kaldırılması Çalışması

 Bolluk ve Bereketin Artırılması Çalışması

✔ 21 Günlük Bolluk Bereket Enerjisi Gönderimi

 Esmaül Hüsna Terapisi ve Havasları 

 Bilinçaltı Temizlik Çalışması 

Özgüveninizi Artırma Terapi Çalışması 

Kısmetin Evlilik Rızkın Acılması 

✔ Evlilik Analizi  Çalışması 

Hayırlı Eş Seçiminizde Yardımcı Olmak 

Eşler Arası – Huzursuzluğu Gidermek 

Metafizik Hasdalıkların Tedavileri  

Metafizik Aura ve Çakra Acilmas ve Aktivasyonu ve Eğitimi 

Enerjinizin ve Yıldızınızın Yükseltilmesi Çalışması 

Evde ve İşyerinde Bereket Çalışması 

  Bebeğinize En Uygun İsmi Bulalim (3 öneri )

✔ Size özel rüya yorumu ( Burcunuza ,doğum saatinize göre )    

✔ REİKİ EĞİTİMİ ve SEVİYELERİ

  • REİKİ I > Sho-den (Başlangıç Bilgisi)
  • REİKİ II > Oku-den (Derin Bilgi)
  • REİKİ III > Shinpi-den (Sırların Bilgisi/Öğretisi)

✔ Nefes Terapisi Eğitimi

✔ PARAPSİKOLOJI, BİOENERJİ ve MEDYUM Kabiliyeti Kursu;

  • Azerbaycanın dışında yaşayan öğrencilere kurslarda İnternet arasıyla uzaktan eğitim sağlanıyor
  • Kursların mezunlarına Uluslararası AZERBAYCAN METAFiZiK ENERJi MERKEZi ( AMEM ) DİPLOMASI  verilir

    ( Türkçe, Azerice, İngilizce, Rusça, Almanca ve b. dillerde ).



NOT : Enerji ve Aura çalışmalarıyla uzaktan yapılan çalışmalarımız büyü değil, 

İslami Pozitif Metafizik-Enerji Çalışmalarıdır.

Ayrılan Eşleri, Sevgilileri Birleştirme İçin : 7,21,41 günlük olmak üzere 3 ayrı Çalışmamız vardır.

Çalışmalarımız sonrasında   hatalarını bilerek sizin yanınıza ilk tanıştığınız anlardaki güzel

duygularla, pişmanlıkla gelecektir. Sizin sevginizi size kullanmayacaktır.


🔘  Metafizik Eğitimlerimiz 🔘 

#Hadim_Daveti 

#Hüddam_ Daveti 

#Kulak_Hüddamı 

#Havas_Eğitimi  

#Ledun_İlmi  

#Aura_Aktivasyonu

#Çakra_ Aktivasyonu

#Bereket­­_Çalışması 

#Bioenerji_Eğitimi 

#EFT_Eğitimi 

#Durugörü_Eğitimi 

#Okültizm 

#Parapsikoloji 

#Paranormal 

#Psişik

#Rukye_Tedavi

#Manevi_İlim

#Şifa_çalışması

#Nefes_Terapi

#isim _analizi

#ruya_yorumu 


ᴀʏʀɪɴᴛɪʟɪ ʙɪʟɢɪ ᴀʟᴍᴀᴋ ɪᴄɪɴ 


İslami Bioenerji ve Metafizik Uzmanı Sayin Deniz Eren ile irtibata geçebilirsiniz

MANEVİ SORUNLARINIZ İÇİN
1 609 defa Okundu
Büyük İlişki Uyumlaması
2 068 defa Okundu
Mekân Temizleme Reikisi
1 283 defa Okundu