Bioenerji , Parapsikoloji ve Psikoloji Kursları

Anasayfa

BİYOENERJİ,PARAPSİKOLOJİ

 


Biyoenerji


Evrendeki her şey enerjinin farklı formlarından ibarettir.

 
Biyoenerjinin kelime anlamı; doğal olan enerjidir. Bilim; insan organizmasının yalnız moleküllerden oluşan, fiziksel bir yapıya sahip olmadığı, tüm kainatta olduğu gibi, bir enerji alanına sahip olduğunu doğrular.
Bioenerji, kozmik bir hayat akımı demektir.Bu akım hiç kesilmeden sürekli olarak vücudumuza akmaktadır. Kendi öz gerçeğimiz ile bağlantımızı yeniden oluşturan, varlığımızın tüm parçalarına ulaşmamızı sağlayan ve tüm evrenle bağlantı kurmamıza yardım eden beşinci boyut yeni enerji şifası'dır. Enerji şifası uygulayıcısı bu akımın insan sağlığı üzerinde kullanılma metodlarını uygular.
Biyoenerji insanlarda bulunan doğal enerjidir. Vücut içerisinde devamlı bir titreşim ve düşük voltajlı elektromanyetik akım; bireysel enerji alanımız ve enerji sistemimiz vardır. Kısacası fiziksel, zihinsel ve ruhsal üç enerji alanımızın bileşkesiyiz. Evrenden aldığımız, içselleştirdiğimiz bu enerjiye, yaşam enerjisi, biyoenerji diyoruz. Elektromanyetik akım; fiziksel bedenle sınırlanmamıştır. Böylece, bir bedenden diğerine akış yapılabilir. Bu elektromanyetik akım; bedenin sağ tarafında toplanmıştır. Biyoenerji akışı insanla sınırlı değildir. Tüm maddeye akar. Bitkilerin insanlarınkine zıt bir kutbu vardır. Onlarla aramızda hür bir kanal açılır.
Bioenerji, vücudu bir bütün olarak ele alıp vücudun duygusal, düşünsel, zihinsel, ruhsal ve fiziksel enerji ayarının yapılmasıdır. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, bir bakıma vücudun enerjisine akort ve balans ayarı yapılmasıdır.
Bioenerji, evrende ve insanda var olan enerji akımının özel teknikleri ile yoğunlaştırılarak ilaç, iğne, alet, cihaz, şua kullanılmadan Bioenerji seansı alan kişinin bedenine dokunulmadan aktarılmasıdır. Bozulmuş enerji akışını dengeleyen, hızlı bir şekilde onarılmasını sağlayan, zararı ve yan etkisi olmayan bir uygulamadır.
     Bionenerji frekansları dünyanın önde gelen doktor ve tıbbi araştırmacıları tarafından incelenmiş ve kanıtlanmıştır. Teknolojik olarak görüntüleme cihazları da insan vücudundaki enerji çakralarını ve aurayı görüntülemektedir.
     Yaşadığımız ortamda; yüksek performans, motivasyon, konsantrasyon, yaşam sevinci ve tam sağlık için, bioenerji dengemizin mükemmel olması gerekmektedir.
     Sinir sistemimiz, doğadaki enerji dengesine uyum gösterecek şekilde programlanmış olduğundan, dengenin bozulmaması için irademizin dışında reaksiyonlar gösterebilmektedir. Ne yazık ki, yaşadığımız ortam (hava kirliliği, hormonlu gıdalar, zararlı elektromanyetik dalgalar, ozon tabakasının delinmesi vs.) yaşam tarzımız (aşırı stres, dengesiz beslenme, spor yapamama) ve öfke, korku, üzüntü gibi duyguları içimizde bastırmamız, enerji dengemizi ciddi şekilde bozabilmektedir. Bu aşamada; bedenimizin dili olan ağrı, uykusuzluk, çarpıntı, terleme, daralma, sinirlilik, yorgunluk, isteksizlik, iktidarsızlık gibi şikayetler belirmeye başlar. Meydana gelen bu rahatsızlıkların ana nedeni, vücudumuzdaki bioenerji dengesinin bozulmasıdır.
Sağlıklı bir vücutta negatif bir enerji bulunmaz. Vücudun herhangi bir yerinde problem varsa; o bölge negatif enerji üretmeye başlar. Daha doğrusu; beyin ile o bölgenin iletişimi kopmuş demektir. Bu nedenle; bedenimizin tümünü ayakta tutan beynin düşünce ve yapılandırma bölümü ile aradaki bağı kopartmamak gerekir.


Prana; Sanskrit dilinde kelime anlamı yaşam gücü demek olan, iyi sağlık durumunu muhafaza eden ve bedeni canlı tutan görünmez biyoenerji ya da yaşamsal enerjidir.Japonlar; bu esrarengiz enerjiye Kİ, Çinliler CHİ, Yunanlılar PREVMA, Polonyalılar MANA, İbraniler RUAH derler. Yaşam nefesi anlamında pranik şifacılık, çok çeşitli hastalıkların tedavisinde, yaşamsal enerji yada enerji şifacılığının (ki Prana’nın kullanımıdır) bir çeşididir.


Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya, Rusya Federasyonu, Azerbaycan, bazı Arap ülkeleri, Batı Avrupa Devletleri ve bilhassa İngiltere’ de bioenerji tıbbı geniş çapta hizmete girmiştir. Üniversitelerde, hastanelerde, tıp fakültelerinde (bioenerji kürsülerinde), enstitülerde bioenerji uygulanmakta ve eğitimi verilmektedir. Ayrıca dünyanın tüm uygar ülkelerinde de bioenerji tıbbına karşı ilgi artmakta, bioenerji tıbbı giderek daha iyi tanınmakta. Artık ABD’ de ünlü cerrahlar programa koydukları çok ağır ve kritik ameliyatlardan önce, hastalarının en az bir hafta bioenerji seansı almalarını sağlamakta ; böylece yapılacak olan operasyonun GÜÇLENDİRİLMİŞ BİR VÜCUTLA cereyan etmesini ve başarının garantilenmesini temin etmek yoluna gitmektedirler. Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan ünlü kalp cerrahımız sayın Prof. Dr. Mehmet Öz,  görev yaptığı Columbia Presbyterian Tıp Merkezi' nde Batı tıbbıyla  (Alopatiyle) Doğu tıbbını birleştirerek bioenerji ile şifada yeni bir ufuk açmıştır. (" Şifayı Yüreğinde Ara ", Altın Kitaplar, 1999) Bu kitapta Sayın Prof. Dr. Öz ABD hastanelerinde yaklaşık olarak 30.000 bioenerjistin, diğer branş hekimleriyle birlikte çalıştığını, ameliyatlara hasta başında iştirak ettiklerini bildirmektedir. Yine aynı eserde batı avrupa devletlerinde 17.000, İngiltere’ de de yaklaşık 8.000 bioenerjistin hastanelerde görev yaptıkları yazılmıştır. Böylece bioenerji ile yeni bir boyut, yeni bir ufuk açılmıştır.


 Amerika Birleşik Devletlerinde, toplumun %40'ı alternatif tıp'a ( Bioenerji uygulamasına ) başvurmaktadır. Bu alanda harcanılan para 34 milyar dolardır. Bu yatırımın dışında kalan sağlık kuruluşları, yeni üniteler oluşturarak, hastalarına alternatif tıp yöntemlerini sunmaktadır.
Türkiye'de de bakanlar kurulu 02.11.2011 tarihli 28103 sayılı resmi gazetede yayınlanan kararname ile TAMAMLAYICI ALTERNATİF TIP UYGULAMALARI kanunu kabul etmiş, KHK/663/8. madde Ğ fıkrası ile SAĞLIK BAKANLIĞI, sağlık hizmetlerine dahil etmiştir. SAĞLIK BAKANLIĞINDA TAMAMLAYICI ALTERNATİF TIP DAİRE BAŞKANLIĞI kurulmuş bu konudaki çalışmalar devam etmektedir.
 
Görünmez Enerji Nedir?
Bilimsel kanıt, biyoenerjinin varlığını ve fiziksel bedenin iyi ve sağlıklı oluşuyla ilgisini anlaşılır şekilde ispatlar. Seçkin Rus bilim adamları tarafından yönetilen bilimsel deneylere dayanarak, Semyon Kirlian; fotoğrafladığı insanların, hayvanların ve bitkilerin ultrahassas bir kamera yöntemiyle fiziksel bedenin etrafındaki renkli ışık enerji alanını göstermiştir. Bu tekniğe Kirlian Fotoğrafçılığı adı verilmektedir. Enerji alanı (Aura) görülebilir fiziksel bedene nüfuz ederek, cilt yüzeyinden yaklaşık 8 yada 10 cm yayılır. Kirlian fotoğrafçılığındaki deneyler, fiziksel olarak hastalık ortaya çıkmadan beden enerjisindeki ilk görünen hastalıklı enerjileri de ortaya çıkarmıştır. Bir kişinin düşünceleri ve hisleri, beden enerjisini önemli ölçüde etkilemektedir.


Artık kirlian fotoğraf tekniği ile labaratuar incelemelerinde insan enerjisini, çakraları, aurayı ve hastalıklı organları tespit edilebilmektedir. Sadece 2 dakikalık bir seans sonrası kişinin aurasındaki değişim şaşırtıcı derecede olumludur. Ve bir çok doktorlar da hastalarında bioenerji uygulamaktadır.


Pozitif Enerji
İnsanda mevcut olan olumlu bir enerjidir. Yalnız; zaman, zaman bu enerjinin de çok olması çeşitli hastalıklara da yol açabilir. Örneğin bu insanların vücutlarındaki yüksek pozitif enerji manyetik kartları, pilleri bozmakta bu şahıslar bu türde cihazlar kullanamamaktadırlar. Bu şekilde yüksek pozitif enerjiye sahip olanlar; eğitim alarak şifacı olarak çalışabilirler veya üzerlerinde mevcut bu yüksek pozitif enerjiyi atmak zorundadırlar. Pozitif enerjisi normal düzeyde olan insanlar; son derece ılımlı ve kesinlikle hem sağlıkları yerinde, hem de etraflarına neşe saçan insanlardır. Bu insanların, stres problemleri yoktur. Zihinsel olarak da son derece sağlıklıdırlar.


Negatif Enerji
Vücutta; hastalıklı olan bölgelerin ürettiği olumsuz enerjidir. Bu türde enerji; nerede olursa o nokta sürekli olarak negatif enerji üretmektedir. Hatta negatif enerji üretmeye başladıktan 1-2 ay sonra hastalık ortaya çıkabilir. Travma sonucu ortaya çıkan enerji de negatif bir enerjidir. Çok stresli insanlar da sürekli negatif enerji üretirler. Çoğunlukla bu türde insanlar; çeşitli ağrı ve psikolojik rahatsızlıklar duyarlar. Negatif enerjinin yok olması insanların ya kendi kendilerine meditasyonla gerçekleşir, ya da tıbbi tedavi ile ortadan kalkar. Negatif enerjinin ortadan kalkması için; her türlü şartlarda ilk önce tıbbi tedaviye, eğer çare yok ise alternatif tıbba başvurulmalıdır.


Enerjiyi Hissetmek
Rahat bir yere oturun. Gözlerinizi kapatın ve gevşeyin. Hiç bir şey düşünmeyin. Ellerinizi; 15-20 saniye kadar birbirine sürtün. Avuç içleri birbirine bakacak şekilde 10 cm den çok olmamak şartı ile, karşılıklı tutun. Yirmi saniye sonra biraz ellerinizi uzaklaştırın. Hemen ellerinizi yavaş, yavaş yaklaştırmaya çalışın. Ellerinizin arasında çok hafif bir basınç hissedeceksiniz. İşte, en açık bir biçimde sizin enerji sınırınız.


Enerjiyi Görmek
Loş bir odaya gidin. Çok rahat bir şekilde oturmaya çalışın. Ellerinizi hızla 20 saniye kadar birbirine sürtün. Ellerinizi, yine avuç içleri birbirine bakacak şekilde 5-6 cm de tutarak avuç içlerini ileri geri oynatmaya başlayın. Bu ara, ellerinizin arasına odaksız bir şekilde bakın .Enerji sınırını, dumanlı bir şekilde göreceksiniz.


Nazar
Din kitaplarında,değişik tarzlarda ifade edilen bir negatif enerjidir. Nazarı iki türlü incelemek gerekir:
İlki insanın kendi kendine veya çocuğu gibi çok yakınına hiç bir kötü amaç taşımadan ürettiği negatif enerji şeklidir. Beyinde sürekli kodlanan bir kelime mevcuttur: Maşallah Bu kelime söylendiği anda nazar değmeyeceğine beyin şartlandırılırsa veya başka bir deyimle kodlanırsa, beyin bu kelime söylendiğinde negatif enerji üretimini yapmamaktadır. Ama o Maşallah kelimesi söylenmediği anda negatif enerji üretmeye başlıyor. Burada şunu belirtmeden geçemeyeceğiz; nazara kesinlikle inanmayan insanlarda bu enerji üretim tarzı harekete geçmeyecektir. Dolayısıyla böyle insanlara nazar değme olasılığı çok zayıf olacaktır.


İkincisi insanın bir başkasına nazar etmesidir. Beyin kıskançlık duygusu ile hareket ettiğinde yine negatif enerji üretimine yol açar. Bazı insanlarda bu türde kıskançlık duygusu çok yüksek olduğundan o insanların nazarı daha çok değer. Daha doğrusu yaydıkları negatif enerji çok yoğun olur. Bir hayli maddi veya manevi zarar verebilirler. İnsan beyni negatif veya pozitif enerjiyi sadece %50 kadar üretir.
 
Biyoenerji Nasıl Çalışır?
Bioenerjinin dengelenmesi; iyileştirmeye etkili ve ilginç bir giriş yoludur. Bu etkili yöntem bedenin bilinçsiz akıl ve enerjisi ile direk iletişime geçerek, bizim idealimiz olan sağlığı ve iyi olmayı engelleyen kapıları açar. Yaşamlarımızdaki hastalık ve dengesizliğin köklerinin çoğunu, geçmişimize olan eski duygusal bağlarımızı takip ederek keşfedebiliriz. Bioenerjinin dengelenmesi, bu bağları keşfetmemizi ve onlardan kurtulmamızı sağlayan bir yöntemdir. Bioenerjinin dengelenmesi; metafiziğin, psikolojinin bütünsel sağlık ve gıdanın, doğu ve batı tıbbının bir sentezidir.


 Enerjiyi dengeleme: Dünyada ve evrende herşey denge üzerine kurulmuştur ve devamlı titreşim vardır. Vücut etrafındaki AURA ve vücut içinde de 7 adet enerji çakrası vardır. Bu çakralarda negatif enerji blokajları oluşunca çakralar arasında denge bozulur. Vücudun da dengesi buna bağlı olarak bozulur. Ve bozulan yerdeki organlarda hastalıklar başlıyor. Bioenerjist bu çakraları dengeler. Bu çakralar düzgün çalıştığı taktirde insanın içindeki ritm ve etrafındaki manyetik alan düzelir. Bu manyetik alana aura deniyor.
Bioenerjist ellerini kullanarak beşinci boyut enerjisini alıcının enerji bedenine aktarır, alıcıya dokunması gerekmez. Seans süresince kişinin akupunktur meridyenleri boyunca Aksiatonal çizgi hatlarının evrensel bağlantısını sağlayarak tüm sübtil/fiziksel enerji bedenlerin şarj olmasına, negatif duygu ve düşünce kalıpların temizlenmesine, duygusal ve ruhsal düzeyde yenilenmesine yardımcı olur.
Vücut içerisinde devamlı bir titreşim ve düşük voltajlı elektromanyetik akım vardır.  [Ek bilgi: Kalbin elektriksel aktivitesini görmek için, kalbin çalışırken sürekli olarak yaydığı elektromanyetik alandan yararlanarak EKG(ElektroKardiyoGrafi) ölçeriz,ve bu sayede kalbin ritmini,sağlıklı olup olmadığını tespit ederiz. Tıpkı bunun gibi beyin için EEG(ElektroEnsefaloGrafi), kaslar için EMG(ElektroMiyoGrafi) kullanırız.Bunlarla o organın elektriksel olarak aktivitesini görmekle birlikte var olan bazı hastalıkların da tanısını koyabiliriz.]
Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel (enerji) mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer, bu mesajlar tüm hareketlerimizi kontrol eder. Elektromanyetik akım ; fiziksel bedenle sınırlanmamıştır. Böylece bir bedenden bir bedene akış yapabilir.


Bioenerji bedenin, zihnin ve ruhun şifalanmasını sağlayan yeni frekansları kullanan, çoğu zaman yaşam değiştirici bir deneyimdir. Sizi, insan bedeninin yenilenme fonksiyonları için temel enerjiyi çeken beşinci boyut dolaşım sistemine bağlar. Şifa ve tekamül için eşsiz titreşim seviyelerini ve frekanslarını sağlayan ' yeni ' aksiatonal hatları getirir. Onun varlığının realitesi, kendisini uygulamada olduğu kadar, bilim laboratuarlarında da açıkça gösterdi.


Aksiatonal Hatlar, yaşlanmayı, hücre metabolizmasını ve yenilenmeyi kontrol altına alan kimyasal bir kod mekanizmasıdır. Bu aksiatonal hatlar beş duyumuzla tanıdığımız fiziksel realiteyle sınırlı değil, sınırsızlardır. Onlar bedenlerimizi evrensel enerji ağından yayılan evrensel aksiatonal hatlara bağlar.


Bioenerji uygulaması bütün kapalı ve tıkalı damarları açmayı sağlayan ve çaresi bulunamayan rahatsızlıkları bile iyileştiren içsel enerjidir. Enerji şifası insan vücudunda bulunan tüm hücreleri canlandırarak daha aktif bir duruma gelmesi için yapılan bir uygulama olmakla beraber insanı ruhsal ve fiziksel olarak güçlendirmektedir. Enerji şifası uygulaması ile mevcud rahatsızlıklar giderilebilir hem de oluşabilecek rahatsızlıklardan korunma sağlanabilmektedir. Enerji herkesin içinde bulunduğu iyileştirici bir güçtür.


Kozmik enerji tepeden girer ve enerji çakraları vasıtasıyla bedenin çeşitli bölgelerine dağılır. Fazlası el ve ayak uçlarında çıkar. Çevresel negatifler veya kişisel negatiflerin ( olumsuz duygu ve düşüncelerin ) yada bunların her ikisinden dolayı çakralar kapanabilir. Vücuttaki çakraların herhangi birinin kapalı olması halinde o bölgeye evrenden gelen enerjinin girememesi sonucunda o bölge beslenemez. Bedenin hormonal düzenini etkileyerek o bölge negatif enerji üretmeye başlar. Yani beyin ile o bölgenin iletişimi kopmuş demektir. Bu durum bedensel, duygusal, zihinsel ve ruhsal hastalıklara neden olur. Enerji şifası tedavisi ile çakralar açıldıktan sonra kendimizi daha canlı, enerjik, sağlıklı ve mutlu hissederiz. Bilinç düzeyimiz genişler iç ve dış dünyamız uyumlu hale gelir.


T.B.(Tekrar Bağlantı) Enerji Şifası tekniklerini bulup, geliştirip uygulayarak ve dünyaya tanıtan Amerikalı Dr. Eric Pearl dür. Dr. Eric 2 ay ömür biçip ameliyat etmeye değmediğini söyledikleri pankreas kanseri olan bir hastanın Tekrar Bağlantı Enerji Şifasını uygulamasıyla tümörünün tamamen eriyip yok olma deneyimine aracı olan kişidir. Ayrıca AIDS ve ona bağlı hastalıklar, kronik yorgunluk , beyin felci, kanser ve diğer hastalıkların mucizevi şekilde iyileşmesi deneyimine aracı olan kişidir. Dr. Eric Pearl'in bu enerji şifaları çalışmaları ABD de üniversite ve tıp fakültelerinde laboratuar ortamlarında denenmiştir.


Kirlian fotoğrafçılık yöntemi ve diğer ölçüm araçları, iyileşme sırasında güçlü önce/sonra enerji imza değişikliklerine işaret ediyor. Sadece 2 dakikalık bir seans sonrası kişinin aurasındaki seans öncesi - seans sonrası değişim şaşırtıcı derecede olumludur.
Bioenerji uygulaması yaşamadan inanması imkansız bir şifa tekniğidir. Mucizelere açılan bir kapıdır. Bir öze dönüş uyumlama tekniğidir. Etkileri öylesine hızlı ve olağan dışıdır ki hafif bir dokunuşla ağrıların azaldığını yada yok olduğunu, açık yaraların hızla kapanmaya başladığını, kemiklerin kendilerini yeniden düzenlediklerini görebiliriz.


İnsan’da ; kan dolaşımı, salgı bezleri, lenf dolaşımı, sinir sistemi, vücutta elektrik akımı (chi) vardır; salgı bezlerini, kalp, pankreas, akciğer, kalın ve ince bağırsak, mide, dalak, idrar torbası, böbrek, safra kesesi ve karaciğeri çalıştıran 7 ana çakra vardır. 24 de tali çakra vardır. Vücutta 12 meridyen üzerinde 400, meridyen dışında da 2000 civarında enerji noktası bulunmaktadır. Pozitif ve negatif iki elektrik akımı bulunmaktadır. Bunlar dolaşım boyunca bedenin dışında manyetik bir alan ( aura ) oluşturuyor. Ve binlerce akupunktur noktaları ile milyarlarca hücrelerin çalışmasını ve yenilenmesini sağlar. Stres, üzüntü, öfke, korku, takıntı, yorgunluk ( Negatif, olumsuz duygu ve düşünceler) vücut direncini düşürüp dengeyi bozar. Bağışıklık sistemini çökertir. Bionerji Şifası Uygulaması ile bu denge sağlanabilir.
 
BİOENERJİ  NASIL UYGULANIR
Bioenerji seansı; bioenerjistin kozmik enerji akımını yüksek değerlerde yoğunlaştırıp pozitif enerjiyi seans alan kişinin bedenenine aktarmak suretiyle insan bedenin yeniden akord etmesi metodudur. Bioenerjist kişinin rezonansını yükseltmesine yardımcı olur. Bioenerji tıbbında bölgesel şifa yoktur. Kişi hangi şikayetle bioenerjiste müraacat etmiş olursa olsun, bioenerjist daima vücudun bütününe enerji verir. Akord öyle mümkün olur.


Bioenerji uygulaması senans olarak yapılır. Kişi Masaj masasına yatırılır el değmeden seans yapılır. Bioenerji uygulaması vücuda el değmeden yapıldığı için kişilere hiç bir zararı yoktur. Alet, cihaz, şua ve ilaç kullanılmadan uygulanır. Bioenerjist bedenin 20 - 30 cm uzağından el değmeden; avuç içlerinden kişinin vücuduna pozitif enerjiyi pompalar enerji bu bölgeden içeri girer dağılır ve vucüttan dışarı negatif enerjinin atılımı sağlanır. Böylece vucüt, tabii ve sağlıklı sistemini yeniden kurar.


 Vücudun rahatsız olan bölgesinde ısı artışı ve küçük titreşimler meydana gelir. Uygulayıcı bu küçük titreşimlere enerji akordu yaparak ısının düşürülmesini sağlar. Rahatsız olan kişi de rahatsız olan bölgesinde ısınma, soğuma, karıncalanma ve uyuşma olarak hisseder.
Şifaya izin vermenin en iyi yolu beklentisiz sonuca bağlı olmadan bir umut hali içinde olmaktır. Rahatça şifa masasına uzanın, gözlerinizi kapatın ve sadece farkına varın; gözleyin. Hem gözleyici hem de gözlenen olun. Sadece dikkatinize gelen şeyleri fark edin. Dikkatinizi bedeninizin içine yönlendirin. Ve bedeninizde yolculuk yapmasına izin verin.
Bioenerji seansı sırasında şifa isteyen kişi, uygulayıcı ve evrenin şifası, bu 3'ü birleşir. Seans boyunca şifa yaşanır. Seans sırasında tam olarak yaşananları açıklamak çok zor. Çünkü Bioenerji Uygulaması kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu şifayı aslında uygulayıcı vermiyor. Uygulayıcı masada yatan kişiyi kaynağa götürür ve kaynakla buluşturur. Uygulayıcı bu buluşma esnasında gözlem yapar, hisseder ve elleriyle dokunmadan Bioenerji uygulamasını seans süresince sürdürür.


 Bioenerji vücudu duygusal, zihinsel, ruhsal ve fiziksel olarak dengelemesini yaptığı için kişinin alışkanlıkları, öfkeleri, üzüntüleri, küskünlükleri ve alınganlıklarında değişiklikler meydana gelmektedir.
Seans yaptıran kişiler seans anında vücutlarında hareketlenmeler, ısınma, soğuma, iğnelenme, nabız atışı, uyuşma, karıncalanma, kan akışının bölge üzerinde artması, canlı parlak ve renkli ışıklar görmesi vs. hissetmektedir, pek çok kişide de seanstan hemen sonra rahatsız olan yerlerinde ağrının geçtiği ani iyileşmeler, rahatsızlaşmadan önceki yıllara dönüşleri gözlemlerken iyileşme hissediyorlar ,bazı kişiler de ise seanstan daha sonraki bir sürede iyileştiklerini bildiriyorlar. Kişilerin önceden beyan etmedikleri diğer rahatsızlıkları da oratadan kalkmaktadır.


Uygulayıcı seans anında seans alan kişilerin göz kapaklarının, ellerinin, ayaklarının, başının hareket ettğini ve vücudunun irade dışı fiziksel tepki verdiğini gözlemler.
Bioenerji uygulanan kişinin negatif enerjilerini boşaltılıp pozitif enerji yüklendiğinde o kişide rahatlama, dinçleşme, güçlenme, yüzünde ışıldama, güzelleşme, yüz cildinde gerginleşip doğal rengine kavuşma, gözlerde canlanma, ışıldama ve ses tonlarında değişme görülüyor.
Seans sırasında evrenin karar verdiği müthiş zekasının, karar verdiği şekilde, karar verdiği bir şifa meydana gelir. Uygulayıcı karar vermez, çünkü o sadece bir aracı olduğu için, sorumluluk ona ait olamaz. İyileşen kişilerin bile asıl iyileştiricisi Uygulayıcı değildir. Bu durum çalışmayı, hem kişi, hem de Uygulayıcı için, çok özgür bir şifa çalışması haline getirir.


Bioenerji seansları, bioenerjinin dengelenmesi ve negatif enerji tıkanıklıklarının temizlenmesi için en az 3 seans yapılması gerekir. Seanslar birbirini takip eden günlerde günde bir defa yapılmaktadır. Rahatsızlığın müzminliğine göre seans sayısı artar. Seansın tamamlandığına seansı alan kişi karar verir. Seansın başarılı sonuç verdiğini en iyi tespit eden odur. Bioenerjist de bilir fakat seans yaptıran kişiden teyit alır.


Rahatsızlığı olmayan kişilere de, kişisel ve çevresel negatiflerden ve ileride çıkabilecek rahatsızlıklardan korunmak için de enerji şifası seansı yapılır.

Bioenerji uygulaması sonucunda, kişinin farkındalığı ve hayata bakışı değişir. Bioenerji uygulaması fiziksel, duygusal, ruhsal ve zihinseldir.
Kişiler beklenti içinde değil pozitif bir bekleyiş içinde olmalıdırlar.Enerji, insan zekasının üstünde bir zeka seviyesinde çalışır. Bu durumda bedenin mucizeler yaratabileceğine inanmak, şifanın gerçekleşeceğini düşünmek dahi şifaya yardımcı bir etkendir. İnanmak yolun yarısıdır.
Bioenerji seansına gelenlerin, güçlü bir iyileşme isteği ile gelmesi, seansın daha rahat ve etkili geçmesine neden olmaktadır. Bir çok insanın rahatsızlığına enerji şifası iyi gelmiştir. Dünya buna dönüyor. Dünyanın kuruluşunda bu vardı bundan sonra da bu olacak.


Şifanın kaynağı nedir? Enerji Kaynağı nedir?

Bu şifaların kaynağı ALLAH/Sevgi/Evren'dir - birini seçin. Bu frekanslar bütün düzeylerde iyileşmemize ve bir zamanlar ne idiysek onunla yeniden bağlantı kurabilmemize ve yeniden o olabilmemize yardımcı olabilir.


Kaç seansa ihtiyacım var? Neden tek seanstan fazlasına ihtiyacım olsun?

Bu frekanslarda yıllarca çalışmanın deneyimlerine göre, birçok kişi 3 seans arasında belirli bir derecede şifa alabiliyor. İyileşme ALLAH'nın lütfu olarak, uygun bir anda aniden gerçekleşebilir. O an tek bir seansla, seanstan bir gün sonra veya bir ay sonra da gelebilir. En iyi sonuçlar, aralarında en az bir gece olmak üzere üç seans ve sonrasında elde edilebilir. Seanslar arasında bir gece bırakmak, şifanın tam biçimini alması için uygun bir alan sağlar.


Bioenerji'den ne bekleyebilirim? İşe yaradığını nasıl bilebilirim? Derhal iyileşecek miyim?

Herkesin Bioenerji deneyimi özgün. Sık sık, iyileşme bir anda ve sadece tek bir seansta gerçekleşebilir, ama bazen iyileşmenin kendini göstermesi biraz daha uzun bir zaman alabilir. Eğer şanslıysanız, iyileşmeniz, sizin umduğunuz bir şekilde gelebilir, ancak, eğer gerçekten şanslıysanız, iyileşmeniz, Evren tarafından seçilen ve sadece size uygun olan bir biçimde gelir.
İyileşme her türlü şekilde gelebilir, ve iyileşmeye izin vermenin en iyi yolu, yapışmaksızın sürekli umut eden bir ruh hali içinde olmaktır. İyileşmenin ne şekilde ya da ne zaman geleceğini kimse tahmin edemez.
 


 
PARAPSİKOLOJİ
 
Parapsikoloji Nedir?
Duyu Dışı Algılama (ESP), telepati, telekinezi, durugörü, astral seyahat, "ruhlar âlemi”, bir bakışıyla madeni eşyaları eğip bükebilenler, "el vererek” şifa dağıtanlar… Bu listeyi daha da uzatmak mümkün…


Bilinmeyenler dünyasına yapılan yolculukta ilk karşılaşılan kavram, parapsikolojidir. Klasik psikolojinin sınırları ötesindeki olguları içeren parapsikoloji (psikoloji ötesi) psikolojinin alanına girmeyen olağan dışı psikolojik deneyimleri kapsar. Bu isim ilk defa 1920’de Dr. J. B. Rhine tarafından, Fransız psikolog Emil Boirac’ın tabirinden uyarlanmıştır. İnsan ruhunda bilip kullandığımız yeteneklerimiz yanında, farkında olmadığımız ve bu yüzden kullanamadığımız birçok yön bulunmaktadır. Telepati ile bir başka insanın düşüncesini okuyabilir, durugörü yoluyla dünyanın herhangi bir yerinde olup bitenleri televizyon ekranında seyrediyor gibi görüp işitebiliriz. İnsan ruhu, zamanla kayıtlı olmadığı için geçmiş ve geleceği dini sınırlar içinde görebilme kabiliyetine sahiptir.


Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği Başkanı Tarık Arıkdal parapsikoloji hakkında şunları söylüyor: ‘İnsanlık tarihi kadar eski ve doğaüstü olarak nitelendirilen olaylar, Batıda 1900’lü yılların başlarında, parapsikoloji adı altında ele alınmaya başlanmıştır. İnsan, fizik ve fizik ötesi bir varlıktır. Bütünün bilgisi parçada, parçanın bilgisi bütünde mevcuttur. Ruhsal varlık da bir ‘ilke varlığı’dır. Varlık özündeki aşkın bilgiyi madde alemlerinde (Dünya) uygulayabilmek için, o alemden kendisine bedenler edinir. Dünya bedeniyle bağlantı kurmasından dolayı, doğal olarak tezahür eden yeteneklerinin bir kısmını işte günümüz parapsikolojisi, duyular dışı algılama genel başlığı altında inceliyor.’


Parapsikoloji genel olarak insanın olağanüstü yetenekleri ve ruhsal gücünün araştırılması ve incelenmesidir.
Parapsikoloji yeni bir konu olmayıp, Çin ve Hint gibi eski medeniyetlerde durugörü, yoga, telepati, telekinezi gibi olaylara rastlamak mümkünkür. Esas olarak, ruhsal deneyime dayalı faaliyetlere, İslam tarihinde birçok evliyada da rastlamak mümkün.
Özellikle, yirminci asrın ikinci yarısından sonra gelişen parapsikoloji ilminde ele alınan bu gibi durumlar, İslâm dünyasına hiç de yabancı değildir.


Hz. Peygamberin "Sizden önceki ümmetlerde ilhama mazhar kişiler vardı. Eğer ümmetimden de öyle birisi varsa, işte o Ömer’dir” buyurduğu Hz. Ömer’in şu olayı, şöhret bulmuş bir olaydır (Buharî, Fedailu Ashabi’n-Nebi):
Hz. Ömer, halifeliği sırasında bir Cuma hutbesinde hiçbir münasebet yokken birden "Ey Sariye! Dağa, dağa!”der. O sırada İran’da düşmanla savaşan İslâm ordularının komutanı Sariye, bu sesi duyar. Talimat doğrultusunda sırtlarını dağa yaslarlar ve galip gelirler. (Suyutî, Tarihu’l-Hulefa, s. 117)
Bu tür yetenekler insan ruhundaki bazı manevi mekanizmaların çalıştırılması ile gerçekleşir. Parapsikolojik olaylar, inancı ne olursa olsun, ister Müslüman, ister ateist, her insanda görülebilir.


Bazı kişiler yakın geleceğimiz hakkında bize bilgiler verebilmektedir.Çünkü bu kişiler sahip olduğu ruhi özelliklerini kullanabilmektedir. Evet görüldüğü gibi insanlar aslında inanılmaz şeyleri yapabilmektedir. Fakat bu tür yetenekler insanların çok azında ileri düzeyde bulunur ve bundan dolayı da bu tür insanlar çok özel bir konuma sahiptirler.


Günümüzde de parapsikolojik özelliklere sahip insanlar bulunmaktadır.Temeli insan ruhundaki bazı manevi mekanizmaların kullanılmasına dayanmaktadır. Yogiler ve medyumlar bu parapsikolojik özelliklere sahip olabilmek için çalışmaktadır. Bu sayede insan ruhunun sahip olduğu manevi mekanizmayı keşfederek telepati ve düşünce okuma gibi özelliklere sahip olabilmektedir.
 
Parapsikoloji Bilim midir?
İnsanın beş duyusunun ötesinde bir algılama kabiliyetine sahip olup olmadığına ilişkin incelemeler 20. yüzyılın başlarında büyük yoğunluk kazandı. 1923’de Amerikalı Psikolog Prof. Dr. J.B. Rhine’in kurduğu laboratuvar bugün dünyanın birçok bilim kuruluşuna kendini kabul ettiren bir dalın ilk tohumlarını atmış oluyordu: Parapsikoloji! Böylece diğer bilim dallarıyla açıklanamayan fakat birçok olayda kendini gösteren paranormal durumlar ve insanın beş duyu dışındaki algılamaları artık bilimsel olarak incelenmeye başlanmış oluyordu. Parapsikoloji, gerek SSCB’de, gerekse Amerika’da birçok üniversitede bir bilim dalı olarak okutulmakta ve bu konuda birçok kuruluş tarafından araştırma yapılmaktadır. California’daki John F. Kennedy Üniversitesi Parapsikoloji Bölümü’nün tanımına göre: "Parapsikoloji canlılar ile bunların çevresi arasında belirli etkilerin bilimsel olarak incelenmesidir.” Rusya, ABD, Çin, Japonya, İngiltere, Hollanda, Almanya, Fransa, İsviçre parapsikoloji araştırma merkezleri bulunan ülkelerdir.


Parapsikolojinin İlgilendiği Alanlar
Duyu Dışı Algılama (ESP), telekinezi, telepati, durugörü, psikometri, astral seyahat, hipnoz ve hipnoz altında ESP, rüyada ESP, levitasyon, alteraskopi, telemnezi, çakralar ve auralar, biyokozmik enerji ve psikotronik bilim, kirlian fotoğrafçılığı, radyestezi ve radyonik bilim parapsikolojik araştırma konularından bazılarıdır.


Dış dünyayı algılarken beş duyumuzu kullanırız. Fakat bazı durumlarda bu beş duyunun dışında da bir algılama gücü olduğunu bazen fark ederiz. Birçok insan bunun farkında değildir. Bazıları da çok az farkındadır. Bu duyusunu istediği zaman kullanabilecek düzeyde kontrol altına alabilenler de vardır. Geleneksel beş duyuyu kullanmadan dış dünyayı algılamaya,"Duyu Dışı İdrak” denir (DDİ). Halk arasında ise bu genellikle altıncı duyu olarak adlandırılır.Altıncı duyu temelde iki şekilde oluşur:  Durugörü ve Telepati. Aslında bu iki olguyu birbirinden ayırmak bazen oldukça zordur. Fakat genel olarak telepati bir başkasının yaşadığı bir deneyin algılanmasıdır. Durugörü ise objektif olayların, örneğin, görüş alanı dışındaki cisimlerin algılanmasıdır.


Telekinezi bir cismin uzaktan hareket ettirilmesi ya da biçiminin değiştirilmesi olayıdır. Bu uzaktan yapılan etki medyumun beyin veya düşünce gücüyle meydana gelmektedir. Bu beyin veya düşünce gücü cisme etki etmektedir. Örneğin, bazen ekranlarda tanık olabileceğimiz çatal ve kaşıkları bakarak bükme gösterileri telekinezinin en bilinen uygulamalarıdır. Bundan başka halk arasında nazar olarak bilinen olayın da telekineziyle dolaylı bir ilişkisi vardır. Üzerine bakışlar yönelen kişi ya da hayvan bundan etkilenmektedir.
Telepati ise çoğumuzun yaşadığı bir olaydır. Bir konuşma sırasında bahsettiğimiz kişinin belli bir süre sonra bulunduğumuz ortama gelmesidir. Telepatinin bir örneği de ise tam ağzımızın ucunda olan ve söylemek istediğimiz şeyi karşı tarafın bizden önce söylemesidir.
 
Bazı Parapsikoloji Uygulamaları
İstihbarat örgütleri devletlerin düşmanlarını belirleme ve takip altında tutma amaçlı kurduğu birimlerdir. İstihbarat örgütleri düşman kişi ve devletlerin ellerinde bulunan bilgileri takip etmek istemektedir. Bunu yapmak için özel yetenekli ajanlara sahiptir. Ancak bu bilgilere erişim konusunda bazen medyum ve telepatları da kullanabilmektedir.


ABD ve eski Sovyetlerde parapsikoloji konuları istihbarat örgütleri tarafından yoğun bir şekilde araştırılmıştır. 1970’lerde her iki ülkenin gizli servisleri, parapsikolojiyi kullanarak, birçok gizli bilgiyi elde etmişlerdi. 1976’da Sovyet istihbarat servisi KGB içinde Parapsikoloji birimi kuruldu. Amaç parapsikolojik çalışmalar yapmak ve bu yollarla istihbarat toplayıp, rejim aleyhindeki çalışmaları engellemekti. ABD, 2.Dünya Savaşı sonrasında parapsikolojik çalışmalar için 6 milyar dolarlık bir bütçe ayırmıştı. Pentagon’un "Medyum Teknolojik Risk Projesi” adı altında psişik güçleri olan Madam Zodiack’ı kullandığı ve Sovyetlerin denizaltı rotalarını tespit ettiği de yıllarca dile getirilen iddialar arasındaydı.


1970’li yıllarda CIA’ nın bünyesinde hipnoz ve telepati için kullandığı 7000 medyum çalışmaktaydı. Parapsikolog Dr. Moln Ryzl, doğu bloku ülkelerindeki araştırmalarda amaçlanan hedefleri "Parapsikolojiyi casuslukta ve silah olarak orduda kullanmak, telepatik haberleşmeyle başka yıldız sistemlerinde bulunması mümkün akıllı varlıklarla irtibat kurmak, bilimin hızla gelişmesi bakımından haber alma ve bilgi aktarmada yeni yöntemler keşfetmek” olarak özetlemektedir.


Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren bazı Avrupa ülkelerinde de bu tür çalışmaların yapıldığı bilinmektedir. Bu ülkelerden biri de eski Çekoslovakya’ dır. 1925 yılında Çek askeri yetkilileri, ordu içinde kullanılmak üzere "Durugörü, Hipnotizma, Manyetizma” adlı bir kitap bastı. Amaç askerleri bu konuda bilgilendirmek ve yeteneği olanlarını keşfetmekti. II. Dünya Savaşı sırasında bazı askerler hipnotize edilerek astral seyahat yoluyla düşman mevzileri ve sayıları hakkında oldukça doğru bilgiler alındı. Bu yolla bazı kayıp askerlerin cesetleri de bulundu. Çekoslovakya’da bu tür parapsikolojik çalışmaların gelişmiş olmasının nedeni ise bu ülkede Orta Çağ’dan gelen çok yaygın bir okült geleneğinin olmasıydı.


 1951 yılında Londra’da büyük bir kiliseden, kralların taç giydiği dönemlerde kullanılan 50 kg ağırlığında bir taş çalınmıştı. İngiliz polisi hırsızları bulamadı. Sonunda Belçika’nın Anvers şehrinde yaşayan bir adamdan yardım istediler. Peder Harkos adındaki kişi geldi ve kilisede konsantre oldu. Daha sonra tarif ettiği adresin hırsızların alet satın aldığı dükkan olduğu anlaşıldı. Peder Harkos yeniden konsantre oldu ve hırsızların adreslerini doğru olarak verdi. Yakalanan dört kişi suçlarını itiraf etti.

 

Biyoenerji, Psikoloji ve Parapsikoloji Kursları için Metafizik Enerji Uzmanımız Deniz EREN'le iletişime geçebilirsiniz.






ᴍᴇᴛᴀғɪᴢɪᴋ ʜɪᴢᴍᴇᴛʟᴇʀɪᴍɪᴢ
sɪᴢᴇ ʏᴀʀᴅɪᴍᴄɪ ᴏʟᴀʙɪʟᴇᴄᴇɢɪᴍɪᴢ ʜᴜsᴜʟᴀʀ
ᴛᴜᴍ sɪᴋɪɴᴛɪʟᴀʀɪɴɪᴢᴅᴀ ʏᴀɴɪɴɪᴢᴅᴀʏɪᴢ
ᴇsᴍᴀ ᴜʟ ʜᴜsɴᴀ ᴛᴇʀᴀᴘɪsɪ ᴠᴇ ʜᴀᴠᴀsʟᴀʀɪ
ᴄɪɴ ᴍᴜsᴀʟʟᴀᴛɪɴɪɴ ᴛᴇsᴘɪᴛɪ ᴠᴇ ᴛᴇᴅᴀᴠɪsɪ
ᴀʏʀɪʟᴀɴ sᴇᴠɢɪʟɪʟᴇʀɪ ʙɪʀʟᴇsᴛɪʀᴍᴇᴋ ♥
ɢɪᴅᴇɴ ᴇsʟᴇʀɪɴ ɢᴇʀɪ ᴅᴏɴᴅᴜʀᴜʟᴍᴇsɪ♥
ʀᴜʜsᴀʟ ᴢɪʜɪɴsᴇʟ ʙᴇᴅᴇɴsᴇʟ ᴛᴇʀᴀᴘɪ
ᴍᴀɴᴇᴠɪ ᴀʀɪɴᴍᴀ
ʙᴜʏᴜ ᴛᴇsᴘɪᴛɪ ᴠᴇ ʙᴜʏᴜ ᴄᴏᴢᴍᴇ
ɴᴇɢᴀᴛɪғ ʙʟᴏᴋᴀᴊʟᴀʀɪɴ ᴋᴀʟᴅɪʀɪʟᴍᴀsɪ
ɴᴇɢᴀᴛɪғ ᴇᴛᴋɪ ᴠᴇ ᴏʟᴜsʟᴀʀᴅᴀɴ ᴀʀɪɴᴅɪʀᴍᴀᴋ
ʙᴏʟʟᴜᴋ ᴠᴇ ʙᴇʀᴇᴋᴇᴛɪɴ ᴀʀᴛɪʀɪʟᴍᴀsɪ
ᴇᴠᴅᴇ ᴠᴇ ɪsʏᴇʀɪɴᴅᴇ ʙᴇʀᴇᴋᴇᴛ ᴄᴀʟɪsᴍᴀsɪ
ʀɪᴢᴋɪɴɪᴢɪɴ ʙᴇʀᴇᴋᴇᴛʟᴇɴᴍᴇsɪ
ᴋᴀʟᴀɴ ᴏᴍʀᴜɴᴜᴢᴜɴ ʙᴇʀᴇᴋᴇᴛʟᴇɴᴍᴇsɪ
ᴇɴᴇʀᴊɪɴɪᴢɪɴ ᴠᴇ ʏɪʟᴅɪᴢɪɴɪᴢɪɴ ʏᴜᴋsᴇʟᴛɪʟᴍᴇsɪ
ʙɪʟɪɴᴄᴀʟᴛɪ ᴛᴇᴍɪᴢʟɪᴋ
ᴇᴠʟɪʟɪᴋ ᴀɴᴀʟɪᴢɪ
ʜᴀʏɪʀʟɪ ᴇs sᴇᴄɪᴍɪɴɪᴢᴅᴇ ʏᴀʀᴅɪᴍᴄɪ ᴏʟᴍᴀᴋ
ᴋɪsᴍᴇᴛ ᴇᴠʟɪʟɪᴋ ᴠᴇ ʀɪᴢᴋɪɴ ᴀᴄɪʟᴍᴀsɪ
ᴀɪʟᴇ ʙɪʀʟᴇsᴛɪʀᴍᴇ
ᴇsʟᴇʀ ᴀʀᴀsɪ 💔ʜᴜᴢᴜʀsᴜᴢʟᴜɢᴜ ɢɪᴅᴇʀᴍᴇᴋ
ᴍᴇᴛᴀғɪᴢɪᴋ ʜᴀsᴛᴀʟɪᴋʟᴀʀɪɴ ᴛᴇᴅᴀᴠɪʟᴇʀɪ
🔘sɪᴢᴇ sᴜɴᴅᴜɢᴜᴍᴜᴢ ᴇɢɪᴛɪᴍʟᴇʀɪᴍɪᴢ🔘
🌺ʜᴀᴅɪᴍ ᴅᴀᴠᴇᴛɪ
🌺ᴋᴜʟᴀᴋ ᴅᴀᴠᴇᴛɪ
🌺ᴋᴜʟᴀᴋ ʜᴜᴅᴅᴀᴍɪ
🌺ᴍᴇʟᴇᴋʟᴇʀʟᴇ ɪʟᴇᴛɪsɪᴍ ᴋᴜʀᴍᴀ
🆘ᴏɴᴇᴍʟɪ ᴅᴜʏᴜʀᴜ
ᴇɴᴇʀᴊɪ ᴠᴇ ᴀᴜʀᴀ ᴄᴀʟɪsᴍᴀʟᴀʀɪᴍɪᴢ ᴜᴢᴀᴋᴛᴀɴ ʏᴀᴘɪʟᴍᴀᴋᴛᴀᴅɪʀ ᴠᴇ ᴋᴇsɪɴʟɪᴋʟᴇ⛔ʙ ᴜ ʏ ᴜ ɪᴄᴇʀᴍᴇᴍᴇᴋᴛᴇᴅɪʀ⛔ᴛᴀᴍᴀᴍᴇɴ ɪsʟᴀᴍɪ ᴘᴏᴢɪᴛɪғ ᴍᴇᴛᴀғɪᴢɪᴋ ᴄᴀʟɪsᴍᴀʟᴀʀᴅɪʀ
sɪᴢᴇ ɴᴇʟᴇʀ ᴋᴀᴛᴀʙɪʟɪʀɪᴢ
ᴘᴏᴢɪᴛɪғ ᴅᴜsᴜɴᴍᴇ ᴛᴇʀᴀᴘɪsɪ
ᴀᴜʀᴀ ᴛᴇʀᴀᴘɪsɪ
ɴᴇɢᴀᴛɪғ ᴇɴᴇʀᴊɪ ᴠᴇ ᴏʟᴜsʟᴀʀɪ sɪʟᴍᴇ
ᴏᴢɢᴜᴠᴇɴɪɴɪᴢɪ ᴀʀᴛɪʀᴍᴀ ᴛᴇʀᴀᴘɪsɪ
ʜᴜᴢᴜʀʟᴜ ᴠᴇ sᴀɢʟɪᴋʟɪ ʏᴀsᴀᴍ
ʙᴀsᴀʀɪ ʏᴏʟʟᴀʀɪɴɪᴢɪ ᴀᴄᴍᴀᴋ
ᴢᴇᴋᴀ ᴠᴇ ʜᴀғɪᴢᴀ ᴛᴇʀᴀᴘɪʟᴇʀɪ
ᴋᴏʀᴋᴜ ᴠᴇ ᴜʏᴋᴜsᴜᴢʟᴜɢᴜ ɢɪᴅᴇʀᴍᴇᴋ
ᴍᴇᴅɪᴛᴀsʏᴏɴ
ᴅɪᴋᴋᴀᴛ ᴇᴋsɪᴋʟɪɢɪ ᴠᴇ ᴅᴀɢɪɴɪᴋʟɪɢɪɴɪ ɢɪᴅᴇʀᴍᴇᴋ
ʙɪʟɪɴᴄᴀʟᴛɪɴɪᴢɪ ᴏʟᴜᴍsᴜᴢʟᴜᴋᴛᴀɴ ᴛᴇᴍɪᴢʟᴇᴍᴇᴋ
ᴏᴍᴜʀ ᴠᴇ ʀɪᴢᴋɪɴɪᴢɪɴ ʙᴇʀᴇᴋᴇᴛʟᴇɴᴍᴇsɪ
ɴᴀᴢᴀʀ ʙᴜʏᴜ ᴠᴇ ᴄɪɴ ᴍᴜsᴀʟʟᴀʀɪɴɪɴ ᴛᴇsᴘɪᴛɪ
ᴠᴇ ᴋᴀʟɪᴄɪ ᴏʟᴀʀᴀᴋ ᴏʀᴛᴀᴅᴀɴ ᴋᴀʟᴅɪʀɪʟᴍᴀsɪ
sɪᴢɪɴ ᴠᴇ ᴀɪʟᴇɴɪᴢɪɴ ᴛᴀᴍ ᴋᴏʀᴜɴᴍᴀʏᴀ ᴀʟᴛɪɴᴀ
ᴀʟɪɴᴍᴀsɪ
ᴀʏʀɪɴᴛɪʟɪ ʙɪʟɢɪ ᴀʟᴍᴀᴋ ɪᴄɪɴ ʙɪᴏᴇɴᴇʀᴊɪ ᴠᴇ
ᴍᴇᴛᴀғɪᴢɪᴋ ᴜᴢᴍᴀɴɪᴍɪᴢ sᴀʏɪɴ ᴅᴇɴɪᴢ ᴇʀᴇɴ ɪʟᴇ
ɪʀᴛɪʙᴀᴛᴀ ɢᴇᴄᴇʙɪʟɪʀsɪɴɪᴢ
ᴅᴀɴɪsᴍᴀ ʜᴀᴛᴛɪᴍɪᴢ
📞 ᴡʜᴀᴛsᴀᴘᴘ ᴅᴇɴ ᴀʀᴀʏᴀʙɪʟɪʀsɪɴɪᴢ
+90 539 881 84 34
sᴀʏɢɪʟᴀʀɪᴍɪᴢʟᴀ
✨ᴘᴏᴢɪᴛɪᴠ ᴇɴᴇʀᴊɪ✨

Mekân Temizleme Reikisi
455 defa Okundu
2014-2018 © Pozitivenerji.com. Tüm hakları saklıdır.

(c) POZITIV ENERJI MEDIA CENTER - 2018